(818 S. K. m. 362)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin yaptığı ahşap kaplamanın ayıplı olduğunu ileri sürerek bedelinin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
BK.nun 362.maddesi uyarınca eserin teslimi sırasında ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması halinde açık ayıplı işler kabul edilmiş sayılır. Dava konusu olayda "davacının kendi beyanına göre" yapılan iş, 1999 yılında teslim edilmiştir. Teslim alındığında eserin ayıplı olduğunu davalıya bildirdiğini ve kendisinin oyalandığını ve bu nedenle ihtarın geç çekilip davanın sonradan açıldığını iddia eden davacı bu hususları ispatlamalıdır. Eserin ayıplı olduğunun yükleniciye ihbar edildiği hususu şahit ifadeleriyle ispatlanabilir. Öte yandan iş bedelinin ayıbın ortaya çıktığı ve şayet oyalama varsa oyalamanın sona erdiği tarih itibariyle saptanması gerekir. Oysa mahkemece bu konular üzerinde durulmayıp tarafların şahitleri de dinlenmediklerinden şahitler dinlenerek ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığının saptanması, süresinde ayıp ihbarı yapılmış ise ( oyalama yoksa teslim tarihi itibariyle ) oyalama varsa davalıya çekilen 9.10.2001 tarihli ihtar tarihindeki ayıplı işlerin giderilmesi için gerekli işçilik ve gerekli ise malzeme bedelinin bilirkişiden alınacak ek bir rapor ile belirlenmesi ve çekilen ihtarda miktar gösterilmediğinden temerrüdü oluşturmayacağı cihetle ve ek davada faiz istenmediği de gözetilerek bilirkişilerce belirlenecek alacağın 2 milyar liralık bölümüne ilk dava tarihinden faiz yürütülmek suretiyle alacağın tahsiline karar verilmelidir. Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığının anlaşılması halinde ise dava tamamen reddedilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 375.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy