(818 S. K. m. 53, 99, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili geldi. Davalı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Gerek olayda yaralanan Ahmet ve gerekse S.S.K. Genel Müdürlüğünce açılan ve iş mahkemelerinde görülen davalarda davalı Cevat'in davacı K Derneğine karşı eser yapım işini yüklendiği, yaralı Ahmet in de davalı Cevat'in işçisi olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı Türkiye K Derneği iş sahibi, davalı Cevat yüklenici, dava dışı Ahmet ise yüklenicinin işçisidir. Hal böyle olunca, mevcut davayı, düzenlemesi B.K.nun 355 ve devamı maddelerinde yapılan eser sözleşmesi ilişkisine uygun değerlendirmek gerekir. İş mahkemelerinde olay hizmet ilişkisi imişcesine değerlendirilip kusur dağılımı yapı işleri işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünden yararlanılarak yapıldığından bu raporlar eldeki davayı aydınlatıcı kabul edilemez. Soruna eser ilişkisi açısından bakıldığında davacı Türkiye K Derneği'nin oluşta sorumlu sayılabilmesi için hile veya ağır kusuru bulunmalıdır. Kaza, Kızılay'a ait inşaatın dış sıva yapımı sırasında dış cephe iskelesinde meydana geldiğinden ve bu iskeleyle ilgili her türlü güvenlik önlemlerini almakta işinin ehli ve basiretli tacir olan yüklenici Cevat ödevli bulunduğundan oluşta davacı K'ın hile veya ağır kusurunun bulunduğu düşünülemez ( B.K.m.99 ). Ancak, yine dosya kapsamından K 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 1994/268 sayılı dosyasında ceza davası bulunduğu da anlaşılmaktadır. O halde mahkemece bu dosya getirtilip davacı hakkında kesinleşmiş bir ceza hükmü olup olmadığına bakılmalı, kesinleşen bir hüküm varsa B.K.nun 53.maddesince ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacağından oluşa uygun takdir edilecek bir miktar ödeme davacı üzerinde bırakılarak, kalan hakkındaki istem kabul edilmelidir. Mahkemece bu yönler bir yana bırakılarak taraflar arasındaki hukuki ilişkiye yanlış anlam veren bilirkişi raporu ile bağlı kalınıp davanın yazılı şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) bentte yazılı nedenlerle hükmün temyiz eden Türkiye K Derneği yararına BOZULMASINA, 375 milyon lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 17.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy