(818 S. K. m. 355) (YHGK. 30.10.1991 T. 1991/11-384 E. 1991/543 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı yüklenici, davalının köydeki evinin yapımı için davalı ile sözlü olarak anlaştıklarını, davalının anlaşmaları gereği ödemesi gereken paranın sadece 80.000.000 TL'sini ödediğini, edimini tam olarak yerine getirmesine rağmen kalan 520.000.000 TL'yi ödemediğini belirterek, bakiye bedelin tahsilini istemiş, davalı iş sahibi 17.4.2003 tarihli oturumda davacıyla aralarında yazılı bir sözleşme olmadığını, borcunun tamamını davacıya ödediğini savunmuştur. Görülüyor ki, davalı iş sahibi akdi ilişkiyi inkar etmemiştir. Bu durumda eser sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda; işin yapılıp teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, iş bedelinin ödendiğini ispatlamak da iş sahibine düşer. Somut olayda, işin yüklenici tarafından yapılıp iş sahibine teslim edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Zira davalı bu yönde bir savunmada bulunmamış, mahkemece verilen süreye rağmen delil de göstermemiştir. Öyle olunca davalı iş sahibi, iş bedelini davalı yükleniciye ödediğini yasal delillerle kanıtlamalıdır. Mahkemece davacının, davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılmış, davalı iş sahibi de davacıya 520.000.000 TL borcu olmadığına, borcunu ödediğine ilişkin yemin etmiştir. Oysa yemin teklifini, ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. İspat külfeti kendisinde bulunmayan tarafın mahkemece veya kendiliğinden karşı tarafa yemin teklif etmesi kendisi açısından bağlayıcı olmayıp geçersiz bir işlemdir. (HGK 30.10.1991 gün E.1991/11-384, K.1991/543 sayılı kararı) O halde, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü davalı iş sahibine ait olduğundan ispat yükü kendisine düşmeyen davacının teklifi üzerine davalı tarafından eda olunan yemine dayanılarak davanın sonuçlandırılması usule aykırıdır.
Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek, davalının yemin deliline dayanmadığı, ödemeyi usulen ispat edemediği bedelde de ihtilaf olmadığı dikkate alınarak dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 09.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy