(818 S. K. m. 61, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalı k.davacılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı k.davalı vekili avukat A.O. ile davalı k.davacılar vekili avukat Ö.A. geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 26.03.1990 ve 10.06.1991 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanmıştır. Arsa sahiplerince D. 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava sonunda, sözleşmelerin resmi nitelikte düzenlenmediğinden geçersiz olduklarının tespitiyle ruhsatsız(kaçak) inşaata yüklenicinin el atmasının önlenmesine karar verilmiş, derecaattan geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Eldeki bu davada yüklenici, gerçekleşen imalat tutarı ile D. Belediyesi'ne ait 2772/11628 arsa payının davalılar adına satın alınması için belediyeye yapılan ödemenin günün koşullarına göre tahsilini istemiştir.
Borçlar Yasası'nın 355. ve devamı maddelerinde yer alan eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi veya -burada olduğu gibi- geçersizliği halinde taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerince aldıklarını iade etmek zorundadır. Kuşkusuz iadesi gerekenin bir ekonomik değeri olmalıdır. Bir başka ifadeyle, sebepsiz zenginleşme sonucu mal varlığında artış olmalıdır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacı yüklenicinin, arsa sahiplerine tapuda 2772/11628 oranında arsa kazandırdığı, bu arsa payının ekonomik değeri olduğu tartışmasızdır. Ne var ki, gerçekleşen inşaata belediyece ruhsat verilmediği (kaçak) yapıldığı da ortadadır. Bu haliyle yıkım gerekeceğinden ekonomik değerinden söz edilemez ise de temyiz aşamasında dosyaya sunulan 02.04.2004 gün ve 03-1185 sayılı belediye yazısında, 21.11.2003 gün ve 11954 sayılı genelgenin 6/A maddesine göre ruhsata bağlanabileceği belirtilmiştir. Yasal hale gelirse ekonomik değeri de olacaktır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş, mevcut inşaatın ruhsata bağlanıp bağlanmayacağının belediyesinden sorulup, ruhsata bağlanabileceği saptanırsa arsa sahiplerinin mal varlığında meydana getireceği artışın ve belediyeden satın alınan arsa payının, arsa sahiplerince akdin ifa edilemeyeceği beyanlarını açıkladıkları muarazanın men'i davasının açıldığı 26.11.1998 tarihi itibariyle piyasa fiyatlarına göre tutarını bilirkişiye hesaplatmak ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir. Eksik incelemeyle hükme varılması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç; Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, 375'er milyon TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 07.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy