(1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 355)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat M. Y. geldi. Davalı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Taraflar arasında 24.11.1995 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi imzalanmış olup, davacı-yüklenici kooperatif davalıya ait 28 daire 3 dükkandan 22 daire ve 2 dükkanın arsa sahiplerine teslim edildiğini, üyelerin çoğu kooperatiften ayrıldıkları ve yeni üye kaydedemedikleri için acze düştüklerini, bu nedenle inşaatı tamamlama imkanlarının kalmadığını bildirerek akdin ileriye etkili şekilde feshine, bu mümkün olmadığı takdirde yapılan işin bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı kooperatif tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kooperatif (yüklenici); imalini üstlendiği işi sözleşme şartlarına uygun biçimde tamamlamakla mükelleftir. Alınan bilirkişi raporuna ve davacının kabulüne göre işin yarım kaldığı, A blokun %78 seviyesine getirilmesine rağmen B blokta inşaata hiç başlanmadığı ve bu haliyle akdin ileriye etkili feshini haklı kılacak bir durumun olmadığı ortadadır. Ne var ki, kooperatif üyelerinin çoğunun ortaklıktan ayrıldığı ve acze düştükleri, işin tamamlanamayacağı bildirildiğine göre, bu haliyle işin tamamlanmasının davacıdan istenmesi iyiniyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle mahkemece akdin ileriye etkili feshi isteminin reddinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davacı bu şekilde feshin mümkün olmaması halinde dairelerin bedelinin tahsilini istemiş olmakla, mahkemece davacının kusuru nedeniyle akdin geriye etkili şekilde feshine karar verilmesi ve davacının yaptığı imalatın (dava edilen miktar nazara alındığında) 1 milyar TL. sının davalıdan tahsiline, kalan imalat bedeli bakımından ise fesih kararının kesinleşeceği tarih itibariyle belirlenecek miktar için dava hakkı saklı tutularak davanın karara bağlanması gerekir. Bu hususlar üzerinde durulmadan davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 375 milyon TL. duruma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 28.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy