(3194 S. K. m. 21)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davacı yükleniciye ait bağımsız bölümler üzerine davalı arsa sahibi yararına konulan ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairemizce, eksik ve kusurlu işler bedeli yeniden saptanarak bunun sonucuna göre ipoteğin fekkedilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozmaya uyulduktan sonra yaptırılan incelemeye göre, iskan izni alınıncaya kadar bir daire üzerinde ipoteğin devamına, arsa sahibi davalının birleşen davasında da, eksik ve kusurlu işler bedelinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının tümüyle reddi gerekir.
2- Dairemiz bozma kararından ve davacı arsa sahibince eksik işler bedeliyle ilgili birleşen davanın açılmasından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporunda, binanın projesine göre büyük yapıldığı, bağımsız bölümler arasındaki kaydırmalar dışında, gerek yatay ölçüler, gerek düşey ölçüler (kot ve gabari) yönünden büyük farklılıklar taşıdığı, bu kusurlar imar yönetmeliği ve imar durumundaki değerlere aykırı düştüğünden tadilat projesinin onaylanmasında Belediyenin nasıl bir yol izleyeceğini kestirmenin mümkün olmadığı, mevcut yapının bu haliyle iskana bağlanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 21.maddesi hükmünce, bazı istisnalar hariç bütün yapılar için yerel idareden izin alınması, inşaatın bu izne uygun yapılması, aksi halde yasanın 32. maddesi hükmünce ruhsata aykırı yerler veya sonuçta tüm binanın yıkımına karar verilir. İmar Kanununun anılan hükümleri kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemenin bu hususu re'sen gözönünde tutması zorunludur.
Somut olayda bilirkişiler, binanın tadilat ruhsatıyla iskan izni alıp alamayacağının belediyenin görüşüne bağlı olduğunu belirttikleri halde bu husus belediyesinden sorulup, binanın hukuki durumu açıklığa kavuşturulmuştur. Binadaki projeye (ruhsata) aykırılıklar giderilemezse yıkımı gereken bu yapıda yüklenicinin yasaya ve sözleşmeye uygun ifası sözkonusu olmayacağından bedele de hak kazanamaz. Arsa sahibinin eksik işler bedeliyle ilgili davasına gelince; yıkılacak binanın korunmayı gerektiren ekonomik değerinden sözedilemeyeceğinden zaten yıkılacak binada eksik ve kusurlu işler bedeli istenemez. Aksi halde bunun kabulü, yasaya uygun olmayan inşaata onay vermek anlamına gelir ki, bununda kamu düzeniyle bağdaşmayacağı açıktır.
O halde mahkemece yapılacak iş, yapının tadilat projesiyle yasal hale getirilip getirilemeyeceğinin belediyesinden sorulması, yasal hale gelebilecekse davacı yükleniciye tadilat projesi hazırlatıp onaylatması ve iskan izni alması için süre tanınması, yasal hale gelemeyeceği anlaşıldığı takdirde ise, arsa sahibinin sözleşme ilişkisine bağlı olarak ancak gecikmeden doğan zararıyla sözleşmeye ve yasaya uygun edimin ifasını istemek hakkı olduğundan her iki davanın da reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemenin, bilirkişice yapılan açıklamaları belediyesinden sorup incelemeden, yasaya aykırı binaya onay verircesine her iki dava hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenle davacı ve karşı davalının temyiz itirazlarının tümüyle reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle davalı ve karşı davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 304.242.000 lira ilam harcının temyiz eden davacı k.davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı k.davacıya geri verilmesine, 26.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy