(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat H. K. geldi. Davalı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm davacının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-) Yanlar arasında biçimine uygun düzenlenen 23.7.1996 tarihli sözleşmede davacıya ait 10.002 m2 yüzölçümündeki 6970 parsel sayılı taşınmaz üzerine 7 bloktan ibaret 112 bağımsız bölüm yapımı kararlaştırılmıştır. Sözleşme uyarınca, bunlardan 3. bloktaki 16 ve 2. bloktaki 5 adet olmak üzere toplam 21 bağımsız bölüm arsa sahibine ait olacaktır. 10.1.1994 tarihli ön sözleşmede ise arsanın ifraz ve parselasyon işlemlerinin her türlü giderleri karşılayarak yüklenici tarafından yapılacağı hükme bağlanmıştır. Daha açığı yüklenici, işin başında arsanın inşaata uygun hale gelmesi için bazı işlemlerin yapılması gerekeceğini bilmektedir. Nitekim 23.7.1996 günlü sözleşmede de bu durum bilindiği için inşaata, sözleşmenin yapıldığı tarihten değil ruhsatların alınması için yükleniciye tanınan 30.8.1996 tarihinde başlanması kararlaştırılmıştır. Bu tarihten başladığında 60 ay olan teslim süresi 30.8.2001'de dolmaktadır. Kuşku yok ki; savunulduğu gibi sözleşmenin yapılmasından sonra imar durumunda değişiklik olmuş ve inşaata başlanması bu değişikliklerden ötürü yükleniciden kaynaklanmayan sebeplerle gecikmişse, ruhsat alması için idari işlemler sebebiyle olan gecikmenin işin teslim süresine eklenmesi gerekir.
23.7.1996 tarihli sözleşmeye eklenen yerleşim planında inşaatın 7 blok halinde yapılacağı görülmektedir. Bu yerleşim planına göre 6 ve 7. bloklar inşaatının sonradan 261 ada 1 parsel no'sunu alan arsa üzerinde, diğer blokların yeri de 262 ada 3 parsel üzerinde kalmaktadır. Bilirkişi raporuna göre de inşaat, sadece 262 ada 3 parsel üzerinde ve ancak 4 blok halinde yapılmaktadır. Yetkili mercii olan Belediye'nin 27.8.2002 günlü yazısından ise 6 ve 7. blokların yapılacağı 100 parsel için inşaat ruhsatı verilmediği anlaşılmaktadır. Ancak inşaat için izin, başvurusu yapılmadığından veya imar mevzuatı uyarınca 100 parsele inşaat yapma olanağı bulunmadığından mı verilmediği açık değildir.
Ahde vefa kuralı gereği aslolan sözleşmenin başlangıçta kararlaştırıldığı gibi ifasıdır. Aksi durumlarda sözleşme ihlal edilmiş olacağından borcunu yerine getirmeyen tarafın sonuçlarına katlanması gerekir.
Şüphesiz, sözleşmenin kararlaştırıldığı biçimde ifası kamu düzeniyle ilgili imar mevzuatı nedeniyle imkansızlaşmış ve bu imkansızlığa sığınarak sözleşmenin feshi istenmemişse sözleşmenin ifası imkansızlaşan bölümü sebebiyle tarafların bunun sonucuna katlanmaları gerekir. Bütün bu hususlar yeterince açıklığa kavuşturulmuş değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş; tarafların 6 ve 7 blok sayısı ile üzerine inşaat yapımını kararlaştırdıkları 1062 parselden ifraz edilen 100 parsele inşaat yapımı için başvurulsaydı ruhsat verilip verilmeyeceğini yetkili merci olan Belediye'den sormak, inşaat için engel yoksa ve inşaat yapımı davalının başvurmaması nedeniyle mümkün olmuyorsa yukarıda sözü edilen ahde vefa kuralı gereği sözleşmesi uyarınca davacının bağımsız bölüm sayısı 21 kabul edilerek ve taraflar sözleşmelerinde işe başlama tarihini 30.8.1996 olarak kabul ettiğinden buna göre de eserin teslim günü 30.8.2001 olduğundan davacının 21 bölüm için hak edeceği cezai şart tutarına icra takip tarihlerine uygun hesaplatıp hüküm altına almaktan ibarettir.
Bütün bu yönler üzerinde durulmadan 100 parseldeki inşaatın yapılmasında ifa imkânsızlığı varmışçasına davalıya ait bağımsız bölüm sayısını, sözleşmede kararlaştırılanın aksine 16 olarak kabulü suretle yazılı şekilde hükme varılması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 375 milyon lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 64.154.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 29.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy