(818 S. K. m. 355)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı vekili avukat Galip Ergül geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Yanlar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmıştır.
İçeriği çekişme konusu olmayan 25.6.1997 günlü sözleşmede yapıdaki 5-6 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin davalı arsa sahibine, bunların dışındakilerin ise yükleniciye ait olacağı yazılıdır.
Uygulamada yap-satçılık olarak bilinen bu modelde, yüklenici imalatı belli bir seviyeye getirmekte, arsa sahibi de ona finans açısından kolaylık sağlamak üzere bina tamamlanmadan bağımsız bölüm satışına izin vermekte ve inşaat bu şekilde tamamlanmaktadır. Bazen de, yüklenici sözleşmedeki şahsi hakkını satış vaadi suretiyle 3.kişilere temlik etmekte, bu şekilde de finans temin etmektedir. Somut olaydaki durum budur. Yüklenici, (7) numaralı bağımsız bölümü 2.12.1997 tarihinde satış vaadi ile dava dışı V. G.'e temlik etmiş, 7 numaralı bağımsız bölümün tapusu da yüklenicinin temlikine dayanılarak doğrudan davalı arsa sahibince V. G.'e verilmiştir. Bu olguyu tanık olarak dinlenen V. G. de doğruladığından, davacı ile dava dışı V. G. arasındaki 2.12.1997 günlü satış vaadi sözleşmesinin başka türlü izahı düşünülemez. Kaldı ki, davacı 29.4.1998 tarihli ihtarında sözleşme uyarınca ödenmesi gereken miktar bakımından dava dışı V. G.'i temerrüde düşürerek de temlik işleminin kendisi tarafından yapıldığını teyit etmiştir.
Bütün bu nedenler dikkate alındığında davalı arsa sahibinin tapudaki satış işlemini davacının şahsi hakkını temlik ettiği kişiye onun talimatıyla yaptığını gösterir. Dava bu nedenlerle reddolunmalıdır. Mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 375 milyon TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 05.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy