(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 355, 359, 362, 364, 366) (4721 S. K. m. 6) (6762 S. K. m. 12, 23)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasındaki sözleşme yazılı yapılmamıştır. Malzemesinin iş sahibi davalı tarafından sağlanması suretiyle, okul gömleği, eteği ve önlüğü dikimi işini davacının yüklendiğine yönelik sözlü sözleşme yapıldığı, yanlarca da kabul edilmektedir. Bu sözleşme, hukuksal niteliğince ve Borçlar Kanununun 355. maddesinde tanımlandığı üzere bir eser sözleşmesidir. Davalı iş sahibi davacı yüklenicidir.
İcra ve İflas Kanununun 67. maddesine dayalı açılan itirazın iptali davasında davacı, dava ve icra takibine dayanak alınan fatura ve irsaliyelerde miktarı belirtilen ve dikimi yapılan ürünlerin davalıya teslim olunduğunu; yüklenilen iş alanındaki yerleşen uygulamalara göre %3 oranına kadar yapılan hatalı mal imalatının normal sayıldığını, sadece (84) adet ürünün defolu olduğunu ve davalı tarafından teslim alınan malların iade olunmadığını ileri sürmüş; davalı ise, davacı yüklenici tarafından dikimi yapılan okul önlüğü, eteği ve gömleklerinin tamamının kalıp ve dikiş hatasından dolayı kabul edilemeyecek derecede ayıplı olması sebebiyle 08.09.2001 günlü tutanakla, bu tutanağı imzalayan ve davacının şoförü olan Mesut Yıldız adlı şahsa teslim olunarak iade olunduğu savunmuştur.
İş bedeli uyuşmazlık konusu olan imalatın davacı tarafından davalıya teslim edildiği az yukarda özetle açıklanan davalı savunmasından açıkça anlaşılmaktadır. Yanlar arasında aksine anlaşma olduğu, davalı tarafından ileri sürülmediğine göre; somut olayda, yüklenici davacı kural olarak teslim ettiği işin bedelini isteyebilir (B.K.md.364).
Ancak, davalı, dikilen ürünlerin kullanılamayacak veya hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacak derecede ayıplı olduğunu ve bu sebeple yüklenici davacıya iade ettiğini savunduğuna göre; Borçlar Yasasının 359. maddesi gereğince açık ayıp halinde, işin gidişine göre olanak bulunur bulunmaz; gizli ayıp durumunda ise aynı Yasanın 362. maddesi uyarınca ayıbı öğrenir öğrenmez derhal davacıya ayıp ihbarında bulunduğunu yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir (T.M.K.md.6).
Davalı tarafından dayanılan ve dikilen ürünlerin davacıya, şoförü Mesut Yıldız aracılığıyla iade olunduğunu ilişkin 08.09.2001 günlü belgenin doğruluğunun davalı yanca yasal delillerle kanıtlanması ve az yukarda açıklana yasal koşullarına uygun şekilde ayıp ihbarın davacıya bildirilmiş olduğunun saptanması durumunda da; davacı vekilinin 30.04.2003 günlü ve dava dosyasına sunduğu dilekçesindeki (84) adet düründeki ayıpla ilgili açıklaması da gözetilerek Borçlar Yasasının 360. maddesi hükmüne göre ayıbın niteliği ve derecesine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bu madde hükmünde öngörülen ve davalı tarafından kullanılabilecek hakkın belirlenmesi gerekmektedir.
Davacı ve icra takibine dayanak alınan faturaların, davacı tarafından davalıya tebliğ olunup olunmadığı da mahkemece araştırılmamıştır. Oysa, yanlar arasındaki uyuşmazlık T.T.K.nun 12/3. maddesi hükmü uyarınca ticari işten kaynaklandığından, aynı Kanunun 23/2. maddesi gereğince faturaların alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yahut alınmasından önce itirazda bulunulmaması durumunda fatura kapsamını ve dolayısıyla faturalardaki yazılı iş bedelini davalı kabul etmiş sayılır. O halde, açıklanan bu hususların mahkemece araştırılması zorunludur. Çünkü, öncesinde yahut faturaların tebliğinden itibaren belirtilen süre içinde davalı yanca bir itiraz ileri sürülmemişse, iş bedeli kesinleşmiş olacağından Borçlar Yasasının 366. maddesi gereğince uygulama yapılmayacaktır. Aksi halde ise, iş bedeli yanlarca önceden kararlaştırılmamış olacağından; iş bedeli, B.K.nun 366. maddesi gereğince işin yapıldığı zamandaki raicine göre bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle belirlenebilecektir.
Yukarıda özetle açıklanan hukuksal esaslar çerçevesinde araştırma ve soruşturma yapılmadan ve eksik araştırma ve inceleme sonucu mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte belirtilen nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine; 2. Bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 15.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy