(2886 S. K. m. 4) (Kamu Sektörüne Dahil İdarelerin İhalesi Yapılmış Ve Yapılacak İşlerinde İhale Usul Ve Şekillerin Göre Fiyat Farkı Hesabında Uygulayacakları Esaslar m. 9)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı davada; yanlar arasında yapılan 17.04.2001 tarihli ve AG-OG Elektrik Dağıtım Şebekeleri ve OG Dağıtım Hatları Bakım Onarım İşleri Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile yüklenilen işin, 2886 sayılı Devlet İhale Yasası'nın 4. maddesi hükmünde tanımlanan yapım işlerinden olduğunun tespitine; mahkemece bu istemin kabul edilmemesi durumunda da (1.000.000.000) TL fiyat farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, kademeli davada davacının asıl istemi kabul edilerek dava konusu yapılan işin yapım işi olduğunun tespitine; yardımcı talebi olan tazminat istemi konusunda karar verilmesine yer olmadığına hüküm verilmiştir.
Mahkemece verilen bu hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Tespit davaları, bir hukuksal ilişkinin olup olmadığının saptanmasına yönelik davalardır. Bu nedenle, maddi olayların tespiti istenemez. Hukuksal ilişkiden amaç ise, bir kimse ile diğer bir kimse veya eşya arasında var olan somut bir olaydan doğan hukuksal ilişkidir.
Tespit davası, eda davasının öncüsüdür. Eda davası, tespit ve eda olmak üzere iki bölümü de içerdiğinden; eda davası açılabilecek durumlarda tespit davası açılamaz. Bu davaların dinlenebilme koşullarından biri de, davacının, davada hukuksal yararının bulunmasıdır. Davada hukuksal yarar koşulunun olup olmadığını, hakim yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetmek durumundadır. Hukuksal yararın mevcut olup olmadığının saptanması içinde, davacının bu hakkının bir tehlike altında bulunması, bu nedenle davacının durumunun tereddüt içinde olması ve verilecek tespit kararının da tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte bulunması gerekmektedir. Açılmış ve görülmekte olan ya da açılacak bir davada iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı bir tespit davası açmakta hukuksal yarar yoktur.
Tespit davasının niteliği ve dinlenebilirlik koşullarına ilişkin yukarda özetle açıklanan hukuksal esaslar çerçevesinde, somut olayın değerlendirilmesi sonucunda ise; bu tespit davasında davacının hukuksal yararının bulunmadığı açıklıkla anlaşılmaktadır. Çünkü yanlar arasındaki hukuksal temel ilişki; başka bir anlatımla, hukuksal niteliğince bir eser sözleşmesi olan ve davaya dayanak alınan sözleşme kapsamının doğruluğu davalı tarafından kabul edildiği gibi; 2886 sayılı Yasanın 4. maddesinde tanımlanan yapım ve onarım işlerinde uygulanması gerektiği ileri sürülen ve 18.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 12.06.2001 günlü ve 2001/2862 sayılı Bakanlar Kurulunca çıkarılan Kararname hükümlerine göre, iş bedelinden fiyat farkı isteme hakkının bulunduğu iddiasında ve ödetilmesini sağlamak amacında olan davacının, açılacak bir eda davasında koşulları gerçekleşmiş ise fiyat farkı alacağının ödetilmesini isteyebilir. O halde, eda davası açılabilme ve fiyat farkına yönelik kararname ve sözleşmede öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin eda davasında mahkemece belirlenmesi olanağı varken ve davacının varsa bu hakkının bir tehlike altında bulunmadığı da ortadayken, davanın reddi yerine davada hukuksal yararın bulunduğu gerekçesiyle tespit davasının mahkemece kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy