(2547 S. K. m. 33) (657 S. K. m. 94) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı Halit vekili geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, M Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma görevlisi davalı Halit'in lisans üstü eğitim yapmak amacıyla Amerika Birleşik Devletlerine gönderildiğini; ancak yurda çağrılmasına karar verilen davalının dönmemesi ve görevine başlamaması sebebiyle müstafi sayıldığını ve davalıya yapılan ödemelerin toplam tutarının 73.190 USD olduğunu ileri sürerek, karşılığı olan 12.571.260.780 TL masrafın davalı Halit ve diğer müteselsil kefil olan davalılardan çağrılma tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, Halit'in, lisans üstü eğitiminde başarısız olmadığını, bu eğitimini başarı ile tamamladığını ve yüksek lisans diplomasının denkliğinin Yüksek Öğretim Kurulunca onaylandığını; müstafi sayılma kararının kesinleşen idare yargı kararıyla iptal edildiğini ve göreve başlatıldığını ve zorunlu hizmetine devam ettiğini davalıların davacıya verdikleri yüklenim senedini ihlal etmediklerini savunarak davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
Davanın Halit yönünden tamamen; diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne yönelik mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davanın reddine ilişkin mahkemece verilen 1997/564 Esas ve 2000/302 Karar sayılı önceki hüküm, Daire'mizin 2000/5604 Esas ve 2001/1180 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş ve mahkemece bozma ilamına uyulmuştur.
Davalı Halit, M Üniversitesi Ziraat Fakültesinde araştırma görevlisiyken, 1993 yılında 2547 sayılı Yasanın 33.maddesi uyarınca lisansüstü eğitim yapmak amacıyla ( 2 ) yıllık süre için Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderilmiş, 20.12.1993 tarihinden itibaren görev süresi başlamış ve 20.12.1994 tarihinden itibaren ( 1 ) yıl süreli olarak görev süresi uzatılmıştır. Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığından gönderilen 26.8.1996 gün ve 16582 sayılı yazı uyarınca, Üniversite Yönetim Kurulunun aldığı 18.9.1996 tarih ve 26/1 sayılı karar ile 14.12.1996 tarihinden itibaren, Halit yurda geri çağrılmış ve 25.11.1996 gün ve 4037-7313 sayılı yazı ile de, yazının tebliğinden itibaren ( 15 ) gün içinde görevine başlaması gerektiği bildirilmiştir. Halit de, 17.12.1996 günlü yazısı ile özrünü bildirerek davacı Üniversite Rektörlüğünden üç ay izinli sayılmasını istemiştir. Ancak, Üniversite Yönetim Kurulunun 04.02.1997 gün ve 9/2 sayılı kararı ile üç aylık ücretsiz izin talebi reddedilmiş ve 05.02.1997 tarih ve 692-1046 sayılı yazı ile de 15 gün içersinde yurda dönüp Fakültesindeki görevine başlaması, aksi taktirde müstafi sayılacağı kendisine bildirilmiştir. Bu davalı, yurda dönerek Fakültesindeki görevine başlamaması sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 94.maddesi uyarınca Üniversite Rektörlüğünün 27.02.1997 tarih ve 1073-1643 sayılı işlemi ile "müstafi" sayılmıştır.
Halit tarafından Üniversite Rektörlüğünün, içeriği yukarda belirtilen 25.11.1996 gün ve 7313 sayılı işlemi ile 18.09.1996 tarih ve 26/1 sayılı Üniversite Yönetim Kurulu Kararının iptali istemiyle açılan davanın yargılaması sırasında A 1.İdare Mahkemesince verilen 1997/118 esas sayılı "yürütmenin durdurulması" kararı uygulanarak Üniversite Rektörlüğünün 09.06.1997 tarih ve 2286-4285 sayılı "OLUR" u ile "müstafi sayılma" işlemi iptal edilmiş ve Halit 'de, 1996 yılı kış dönemine ait okul giderleri üniversitece karşılanmadığı halde, yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlamış olarak yurtdışından kendiliğinden gelmiş ve Üniversite Rektörlüğü tarafından 23.6.1997 tarihinde görevine başlatılmıştır. Ancak, dava konusu idari işlem ve kararın iptaline ilişkin A 1.İdare Mahkemesince verilen 18.09.1997 gün ve 1997/118 Esas, 1997/912 Karar sayılı hükmü, Danıştay Sekizinci Dairesinin 29.06.2000 tarih, 1998/1520 Esas ve 2000/5039 Karar sayılı ilamı ile ve "...Esas işlemin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının Rektörlüğe gönderdiği 26.08.1996 gün ve 16582 sayılı karar ve işleminin olduğu ve iptal edilmeyen veya yeni bir işlem ile geri alınmayan kurul kararının iptalinin de istenmediği; dava konusu karar ve işlemin, Yüksek Öğretim Kurulu'nun belirtilen kararına dayalı olması sebebiyle mevzuata aykırılığın bulunmadığı..." gerekçesiyle bozulmuş olup; bozma ilamına uyan A 1.İdare Mahkemesi'nce verilen 30.4.2002 gün, 2001/2030 Esas ve 2002/854 Karar sayılı hükümle de Halit'in bu davası red olunmuştur.
Oysa, aynı İdare Mahkemesine Halit tarafından açılan ve kendisinin "müstafi sayılmasına" ilişkin Üniversite Rektörlüğünün 27.02.1997 tarih ve 1073-1643 sayılı kararının iptali istemine ilişkin dava, mahkemece az yukarda belirtilen 1997/118 Esas sayılı davaya konu işlem ve kararın iptaline aynı mahkemece karar verilmiş olması ve "müstafi sayılma" kararının bu sebeple dayanaksız kalması gerekçesiyle kabul edilmiş ve verilen 09.10.1997 tarih, 1997/490 Esas ve 1997/977 Karar sayılı hüküm, Danıştay Sekizinci Dairesinin 22.02.2000 gün ve 1998/646 Esas, 2000/1638 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Saptanan durum bu olunca da, kesinleşen idari yargı hükmü ile Halit'in yurtdışından geri çağrılmasına yönelik Üniversite Rektörlüğünün karar ve işlemiyle "müstafi sayılması"na ilişkin kararın hukuka aykırılığı belirlenmiş olmasına karşın; daha sonraki ve 29.06.2000 tarihinde verilen Danıştay 8.Dairesinin bozma kararına uyarak, Halit'in yurtdışından geri çağrılması hakkındaki 25.11.1996 gün ve 7313 sayılı Rektörlük işleminin ve 18.09.1996 tarih ve 26/1 sayılı Üniversite Yönetim Kurulu Kararının iptali istemine yönelik idare mahkemesince verilen red hükmü davalı Halit ve diğer davalıların davacı Üniversite Rektörlüğüne karşı yüklenimlerini içerir "yüklenim senedine" aykırı davrandıklarının kabulünü gerektirmez. Kaldı ki, davacı idarece "müstafi sayılma" işlemi de iptal edilmiş ve Halit göreve başlatılmış; "doktora" yapması sağlanmış ve başarıyla da doktorasını tamamlamış olup; halen mecburi hizmet yükümlülüğünü de yerine getirmektedir. O halde, davacı idarenin gerçekleşmiş herhangi bir zararından da sözedilemez. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken, iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. ( T.M.K.md.2 ) Objektif iyi niyet kuralı, kamu düzenine ilişkindir. 09.03.1955 gün ve 22/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da, irade açıklamalarının veya kanunlarca düzenlenen subjektif hakların kapsamları ve kullanımları bir kamu düzeni hükmü olan objektif iyi niyet kurallarına göre belli edilir ve sınırlandırılır. Yukarda açıklanan olgular ve kesinleşen yargı kararına nazaran, davalıların yüklenme senedine aykırı davrandıklarının davacı idarece ileri sürülmesi objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup, kabul edilemez.
Sonuç: Mahkemece Daire'mizin 12.03.2001 günlü bozma ilamı kapsamını değerlendirmede yanılgıya düşülerek davanın reddi yerine yazılı şekilde kabul edilmesi yasaya aykırı bulunarak yerel mahkemenin kararının BOZULMASINA oybirliği ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy