(1086 S. K. m. 275)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici 6.2.2002 tarihinde açtığı birleştirilen davasında terditli olarak işin 2862 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda değerlendirilerek dava konusu işin tasfiyesi de istenmiştir. Gerçekten 2001/2862 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 18.8.2001 tarihinde yayımından sonra yüklenicinin akiti olan B Valiliğine 28.8.2001 tarihinde başvurarak, anılan kararnamenin geçici 17.maddesi uyarınca işin tasfiyesini talep ettiği, durumun Valilik tarafından İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkanlığına duyurulduğu, bu Kurumun da davacının tasfiye talebini reddettiği görülmektedir. 2001/2862 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 5.maddesi uyarınca 88/13181 sayılı kararname sözleşme eki olmasa da, kamu sektörüne dahil idarelerin ihalesi yapılan işlerde 2862 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının uygulanma olanağı bulunmaktadır. Kararnamenin 17.maddesine dayanılarak yüklenici tarafından sözleşmenin tasfiyesi istendiğinden, idarenin başvuruyu takdir ve tasarruf yetkisi yoktur. İşin bilirkişilerce ancak %70 seviyesine getirilebildiği saptandığından ortada kararname esaslarının yürürlüğe girdiği tarihte cezalı da olsa devam etmekte olan bir iş vardır. Hal böyle olunca idarece davacının tasfiye talebi karara bağlanmadığından açılmış ve derdest olan dava nedeniyle işin tasfiyesinin mahkemece yapılması gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş konusunda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kuruluna işin tasfiye kesin hesabını 2862 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde çıkarttırmak ve davacının istemlerini bu doğrultuda değerlendirerek sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece istemin içinde tasfiye talebi de bulunduğu gözden kaçırılarak davanın eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 375 milyon TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 31.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy