(818 S. K. m. 366, 367) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasındaki 20.4.1999 günlü sözleşmenin 5. maddesi ile eserin en çok 170.000 ABD dolarına yapılacağı, bu bedelin en aza indirilmesi için çaba gösterileceği hükmüne yer verilmiştir. Gerçekten, Borçlar Kanunu'nun 366. maddesince eser bedeli önceden götürü olarak kararlaştırılabileceği gibi taraflarca "takribi=yaklaşık" olarak da tayin edilebilir. Sözleşmede eser bedelinin maksimum 170.000 dolar olarak yazılmış olması, bedelin önceden paçal=götürü kararlaştırıldığı anlamına gelmez. Sözleşmedeki bedeli götürü olarak niteleyen bilirkişi görüşü ile bunu benimseyen mahkeme kararı gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Somut olayda, 170.000 ABD dolarından daha fazla bedel ödendiği halde eserin fen ve amacına uygun ortaya çıkartılamadığı, daha %25 oranında eksiklikler bulunduğu bilirkişi raporuyla sabittir. Başka bir anlatımla işin keşif bedelinde aşırı bir artma meydana gelmiştir. Bedelin keşfi çok fazla aşması durumunda iş sahibinin BK.nun 367. maddesine dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vardır. Ne var ki, artışa rağmen fesih hakkı iş sahibi tarafından kullanılmamış, yine yükleniciye eser niteliğinde değişiklik emri de verilmemiştir. Böyle olunca, iş sahibinin kendisine teslim edilen esere orantılı olarak bedel ödemesi zorunludur. Mevcut uyuşmazlıkta tüm sorun teslim edilen eser bedelinin saptanmasıyla giderilebileceğinden ve teslim edilen ünitelerin birim fiyatları önceden kararlaştırılmadığından mahkemece yapılması gereken iş; bilirkişilerden ek rapor alınarak taraflar bedelinde anlaşamadıklarından teslimi yapılan eser bölümünü ve bunların teslim tarihlerine uygun rayiç bedellerini bulmak, bu bedelin ödendiği çekişmesiz olan 175.500 dolardan düşmek, varsa davacı alacağına hüküm kurmak olmalıdır. Sözleşmenin bedel hükmünü yanılgılı şekilde götürü olarak niteleyen bilirkişi raporuna bağlı kalınması suretiyle istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; ortada likit ( muayyen ) bir alacak yokken, yanlar arasındaki alacak-borç ilişkisi yargılama suretiyle ve bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkartıldığı halde, alacaklının inkar tazminatı isteminin reddi yerine hüküm altına alınması da yanlıştır.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 5.7.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy