(1086 S. K. m. 275, 363)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davada, ara hakedişler ile davalı yükleniciye fazladan yapılan ödemeler olduğu ileri sürülerek müfettiş raporunda yazılı bu ödeme miktarının yüklenici ve davalı idare elemanlarından tahsili istenmiş, mahkemece işin geçici ve kesin kabulü ile kesin hesabının yapılmadığı, ara hakedişlerle yapılan ödemelerin avans niteliğinde olduğu, bu nedenle yükleniciye kazanılmış hak sağlamayacağı, durumun kesin hesap aşamasında düzeltilebileceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Dosya kapsamından davalı yüklenici şirketin 3.11.1995 günlü sözleşme ile yapımını üstlendiği işi 1997 yılı içerisinde bitirdiği, ancak işin geçici ve kesin kabullerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
İddia ve savunma şekline göre, uyuşmazlıkta yükleniciye fazla ödeme yapılıp yapılmadığının saptanması, işin kesin hesabının çıkarılması halinde olanaklıdır. Ortada davacı idarece açılan ve kesin hesabın çıkartılmasını zorunlu kılan derdest dava varken uyuşmazlığın sürdürülmesine neden olacak şekilde kesin hesap çıkarılmadığından bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş; konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna yerinde keşif de yapılarak işin mahiyetine uygun metrajını ve sözleşmesine göre bedelini hesaplatmak, bunlar yapılırken müfettiş raporunda ortaya konan olgu ve bulguları değerlendirmek, yine mevcut ceza davalarındaki bilirkişi raporlarından yararlanmak, böylelikle yapılan ödemeler tutarına göre yükleniciye fazla ödeme yapılıp yapılmadığını açıklığa kavuşturmak, diğer davalılar yönünden fazla ödeme varsa mevcut hakedişler incelenerek bunlara sebebiyet veren idare elemanlarının sorumluluk limitlerini açığa kavuşturmak, elde edilecek sonuca uygun hüküm kurmaktan ibarettir.
Bu yönler üzerinde durulmadan eksik araştırma ve incelemeyle davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmadığından karar davacı idare yararına bozulmalıdır.
Kabule göre de; KDV vergi olup yasal dayanağı olmadıkça Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki düzenlemeye dayanarak hükmolunan vekalet ücretine ayrıca KDV eklenmesi de usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı idare yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 26.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy