(6183 S. K. m. 24) (765 S. K. m. 240)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Beykoz Vergi Dairesinin 4600001964 sicil numaralı mükellefi olan Haver İlaç Sanayi A.Ş. hakkında kesinleşmiş vergi borcu nedeniyle 6183 Sayılı Yasa hükümlerine göre icra takibine geçilmiş, borçlu şirket; üzerinde şirket merkezi ve fabrikasının bulunduğu Beykoz, Akbaba köyü, Sülükhane mevkii, 116 Ada 10 parsel (6146,65 m2) ve aynı ada 5 Parsel (4339.43 m2) sayılı taşınmazlarını üzerindeki birden fazla hacizler ve ipoteklerle yükümlü olarak 344 milyar lira bedelle 22.3.1996 tarihinde tapuda diğer davalı Sito Kimya İlaç San. ve Tic. A.Ş.ne devretmiştir.
Tasarrufun iptali davasına konu olan taşınmazlar üzerine vergi dairesi tarafından 19.3.1996 tarihide haciz şerhi konulmuş, borçlu şirket temsilcisinin talebi üzerine satış işleminden 2 gün önce 20.3.1996 tarihinde Vergi Daire Müd. Yardımcısı olan Muzaffer Korkmaz imzalı yazı ile mükellef borcuna karşılık başka teminat gösterdiğinden bahisle haciz şerhi kaldırılmıştır. Haczi usulsüz olarak kaldıran Muzaffer Korkmaz hakkında Beykoz Asliye Ceza Mahkemesinde 1999/486 Esas sayılı dava açılmış, açılan dava sonucu idare elemanı amme alacağının güvencesini ortadan kaldırdığından görevi kötüye kullanmak suçundan TCK.240.maddesi uyarınca cezalandırılmış ve cezası kesinleşmiştir.
Ticari işletmenin devri niteliğindeki satışa rağmen borçlu şirketin satışa konu taşınmazlar üzerinde faaliyetlerini sürdürdüğü vergi denetmenleri tarafından düzenlenen tutanak içeriğinden anlaşılmakta olup dinlenen davalı tanıkları da borçlu şirket ile aynı iş kolunda çalışan 3. kişi durumundaki şirket yetkililerinin borçlunun durumunu, vergi borcu olduğunu ve mali yönden sıkıntıya düştüğünü bildiklerini ifade etmişlerdir. Bu durumda alıcının iştigal konuları bakımından borçlunun vergi borcu bulunduğunu ve amme alacağının tahsiline imkan vermemek için tasarrufa giriştiğini bildiği veya bilmek durumunda olduğunun kabulü gerekir. Tapu kaydına göre taşınmaz üzerinde çeşitli hacizler mevcut olup davalı satın alan bunları görerek ferağ işlemini sağlamıştır. Satıştan elde edilen para ile vergi borcuna karşılık ödeme yapılmadığı da sabittir. Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde satın alan durumundaki davalı şirketin iyiniyetle hareket ettiği kabul edilemez.
O halde mahkemece, tasarrufun borca yeter miktarının iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 26.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy