(1475 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 99)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, taraflar arasında düzenlenen 4.9.1995 günlü eser sözleşmesinin ifası sırasında, 3. kişinin ölümü sebebiyle yakınlarına ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ait olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Ankara 1. İş Mahkemesinin 1996/118 E.-1999/2038 K. s. dosyasındaki kusur oranına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararının dayanağını oluşturan Ankara 1. İş Mahkemesinin 1996/118 E. s. dava dosyasında, sözleşmenin ifası sırasında 29.10.1995 tarihindeki patlama sonucu vefat eden otel işçisi Hüsnü Dinçsoy yakınları tarafından destekten yoksun kalma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemiyle, davacı ASKİ Genel Müdürlüğü, davalı Yusuf Ali Keskin ve işçinin çalıştığı Barınak otel aleyhine dava açıldığı, dosyada mevcut İş Güvenliği uzmanları tarafından verilen 14.12.1998 günlü rapora göre olayda ASKİ'nin %30 oranında sorumlu olduğu, bakiye %70 kusurun ise davalı müteahhit, müşavir firma, şantiye şefi ve kalfa arasında paylaştırıldığı, zararın tamamının davalılar ASKİ ve müteahhit Yusuf Ali Keskin'den tahsiline karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, tazminatın davacı ASKİ tarafından ödendiği görülmüştür.
1475 s. İş Kanunu'nun 1/son maddesinde Bir işverenden belli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran sair bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu kanundan veya hizmet akdinden doğan yüklemlerden asıl işveren de birlikte sorumludur. hükmüne yer verilmiştir. İş Kanunundaki işçiye karşı sorumluluk hükmü gereğince, davacı ASKİ'nin ölenin yakınlarına ödenecek tazminatın tamamından asıl işveren sıfatıyla sorumlu olması tabidir. Bu husus yalnızca tali işverenin (taşeronun) kendi işçilerine karşı sorumluluğunu değil, somut olayda olduğu gibi işin ifası sırasında başkasının işçisine verilen zararda, işçinin işvereni ile birlikte sorumlu tutulduğu davaları da kapsar. Bu nedenle Ankara 1. İş Mahkemesinin 1996/118 E. s. davada verilen hükümde davacının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu sebeplerle kesin hüküm varlığından söz edilemez.
Ancak taraflar arasındaki ilişki, hizmet yada iş akdinden değil, istisna sözleşmesinden kaynaklandığından davalı yüklenicinin, davacı iş sahibine karşı sorumluluğunun taraflar arasındaki sözleşme ve Borçlar Yasası hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
Taraflar arasında düzenlenen 4.9.1995 günlü sözleşmenin 9. maddesinde Müteahhit, yapı işlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Yapı sırasında çıkabilecek kazalardan ve bu kazaların sebep olabileceği zararlardan doğrudan doğruya müteahhit mesul olacaktır. Kazaların doğuracağı zarar, ziyan ve tazminatları yüklenici sigortası vasıtasıyla veya tamamen kendi mali mesuliyeti ile karşılar. İdareden hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunamaz"; 29. maddesinde ise İşin yapımı sırasında ve yapıldıktan sonra 3. şahısların (bütün kuruluşlar, kişiler ve ASKİ dahil) yapılan işlere vereceği zararlar sözleşme (sigorta sözleşmesi) kapsamında olmalıdır (All Risk). Aksi takdirde bu gibi zararları yüklenici kendi mali mesuliyeti dahilinde gidermekle yükümlüdür. Söz konusu sigortalar sebebiyle yükleniciye herhangi bir ödeme yapılmaz. hükümlerine yer verilmiştir. Sözleşmenin bu hükümlerine göre davalı yüklenicinin gerek 3. şahısların işe vereceği zararlar gerekse ifası sırasında 3. kişilerin uğrayabileceği zararlar için All Risk sigorta yaptırılması ve 3. kişilere verilebilecek zararların doğrudan doğruya müteahhit tarafından karşılanması gerekmektedir. Müteahhit ödemiş olduğu miktar yönünden İdare'ye rücu da edemez.
Sözleşmenin bu maddeleri aynı zamanda davacı iş sahibi lehine BK.nun 99. maddesi gereğince mesuliyetten kurtulma (beraat) şartı olup, madde hükmüne göre davacı İdare ancak hile veya ağır kusuru halinde sorumlu tutulabilir. Dava konusu olayda dosyada mevcut Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1997/233 E.-1999/196 K. s. dava dosyasında yapılan yargılamada davacı İdare'nin olayda herhangi bir kusurunun olmadığı, sanıklardan ASKİ Daire Başkanı Muharrem Sümen'e 1/8 oranında kusur izafe edilmişse de sanığın alt birimler aracılığıyla kontrol görevini yaptığı ve uygun illiyet bağının olmadığı kanaatiyle beraatına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Gerek bu dosyada gerekse İş Mahkemesi dosyasında davalı yüklenici ve elemanlarının kusuru İdareye göre daha ağır olduğu gibi, İdare'nin İş Yasası karşısında sorumluluğu ile sözleşme ve Borçlar Yasası hükümleri çerçevesinde sorumluluğunun tamamen farklı değerlendirilmesi gerekir.
Şu durumda mahkemece yanlar arasındaki sözleşme hükümleri ve BK.nun madde 99. gereğince davacı tarafından ödenen tazminatın tamamının davalı yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle temyiz edilen hükmün davacı idare yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 17.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy