(818 S. K. m. 325, 356)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat H. K. ile davalı vekili avukat E. Ö. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün olmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Dairemiz bozma ilamında, davacının kar mahrumiyeti alacağının B.K.'nun 325. maddesi hükmünce hesaplattırılması gerektiği belirtilmiştir. Alınan ek raporda ise, B.K.'nun 325. maddesi taraflar arasında istisna akdinin bulunmadığı durumlarda piyasa rayiçleri ile değerlendirme yapılmasını belirtmektedir denilerek kar mahrumiyetinin piyasa rayiçleri göz önünde tutularak 6.750.000.000 TL olduğu kanaatinde olduklarını açıklamışlar, mahkemece de aynen bu rakama hükmedilmiştir.
Yüklenicinin sorumluluğu genel olarak işçinin hizmet akdindeki sorumluluğuna dair hükümlere tabidir. (B.K. 356. md.) Hizmet akdine ilişkin Borçlar Kanunu'nun 325. maddesinde, iş sahibinin temerrüdü halinde işçinin sözleşmede öngörülen alacak ve tazminatı istemek hakkını elde etmekte ise de, yapmadığı işlerden dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir işten kazandığı, hatta kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyleri alacağa mahsup ettirmeye mecbur olduğu belirtilmiştir.
O halde mahkemece yapılması gereken, hükmüne uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere, davacının kâr mahrumiyeti alacağı katsayı uygulanmaksızın, yukarda belirtilen kesinti yöntemi uygulanarak bilirkişilere hesaplattırılmalıdır. Daha açığı, sözleşmede bedeline göre hesaplanacak net kârdan, tasarruf ettiği, başka işten kazandığı veya kazanmaktan kasden kaçındığı tutarlar düşülmeli var ise kalana hükmedilmelidir. Eksik inceleme ve bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak kâr mahrumiyetinin kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç; Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte yazılı nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 10.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy