(2004 S. K. m. 340)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalılar Bülent Ve Abdulaziz vekili geldi. Diğer davalılar gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, taahhüdün ihlali nedeniyle, yükümlü için yapılan masrafın yükümlü ve kefillerinden tahsili amacıyla açılmış, mahkemece davalı Bülent'in yurt dışında bölücü faaliyetlerde bulunduğu veya aşırı akımlarla ilişkisinin olduğu kesin delillerle kanıtlanamadığı ve bu yüzden geri çağırma işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yükümlü Bülent'in YÖK'ün isteği üzerine davacı üniversite tarafından geri çağrılması işlemi idare nitelikte bir karar olup, davalı Bülent bu kararın iptali için Danıştay'a dava açmış ve geri çağırma işlemi yerinde bulunarak Danıştay 8. Dairesinin 20.4.2000 gün ve 1997/5475 E. - 2000/2972 sayılı kararı ile yükümlünün işlemin iptaline yönelik davası reddedilmiştir. Bu durumda yükümlünün haklı nedenlerle yurda geri çağrıldığı ortaya çıkmıştır. Danıştay'ca verilen bu kararın haklı olup olmadığı mahkemece değerlendirilemeyeceğinden yükümlünün bu yoldaki savunmasına itibar edilmemiştir. Öte yandan yurda dönen davalı Bülent 18.1.1999 tarihinde verdiği yeni bir taahhütname ile doktora öğrenimine ODTÜ'de devam etmeyi kabul etmiş, ancak bu görevden de istifa yoluyla ayrılarak yeni taahhüdünü de ihlal etmiştir. Bu durumda mahkemece davalıların sorumlu oldukları miktar, taahhütnameleri doğrultusunda değerlendirilerek bulunacak miktarın hüküm altına alınması gerekirken davanın reddi doğru olmamıştır.
Kaldı ki davalı Bülent vekili davaya verdiği cevap dilekçesinde 18.1.1999 tarihli taahhüt senedi uyarınca kendisine yapılan ve talep edilen masraflara itirazı olmadığını belirttiği halde, bu kabulü gözden kaçırılıp davanın tümden reddi de kabul şekli itibariyle yerinde değildir. Belirtilen nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 375 milyon TL. duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak vekille temsil olunan davacıya verilmesine, 16.6.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy