(818 S. K. m. 107, 355, 360) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Bozmaya uyularak verilen hüküm davalı Vahit ve müdahiller Mustafa ve Mehmet vekillerince temyiz edilip temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün olmamasına göre davalı Vahit ile müdahil davalılar Mustafa ve Mehmet'in aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davada imara aykırılık nedenine dayanılarak akdin feshi istenilmiştir. Hükme esas alınan 1.6.1998 tarihli bilirkişi raporunda; mevcut haliyle binanın iskan ruhsatı alamayacağı belirtilmekle birlikte proje harici tabandan büyümeler ile bağımsız bölümler iç değişiklikleri için yapılacak mimari tadilat projesiyle mevcut bağımsız bölüm daireler korunarak diğer dükkan ve ortak mahallerinde imar yönetmeliği hususları projede belirtilip tasdik edilmek suretiyle ve dava konusu binanın sağ tarafındaki bina emsal alınarak tadilat projesinin tasdiki söz konusu olabileceği hususunun ilgili belediyenin yetkisi dahilinde olduğu ve bu suretle inşaatın iskan ruhsatı alabileceği belirtilmiştir.
Mahkemece, raporda belirtilen bu hususlar dikkate alınarak binanın tadilat projesi yoluyla iskan ruhsatının alınabilmesi için davalı yüklenicilere yetki ve mehil verilmesi, uygun bir müddet içerisinde iskan ruhsatı alınıp inşaat yasal hale getirildiği takdirde akdin feshi davasının reddine, aksi takdirde feshe karar verilmelidir. Bu konuda eksik incelemeyle sonuca varılması doğru olmamıştır.
3- HUMK. 388 ve 389. maddeleri uyarınca verilen hükmün her türlü tereddütten uzak olarak tarafların hak ve alacakları belirtilerek ve bozma kararından önce kesinleşen konular da yeniden yazılmak suretiyle oluşturulması gerekir. Mahkemece bozmadan önce kesinleşen hususlarla ilgili olarak karar verilmemiş olması da, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı Vahit ile müdahiller Mustafa ve Mehmet yararlarına BOZULMASINA, 275 milyon lira duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak, duruşmada vekille temsil olunan davalı Vahit'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı Vahit'e geri verilmesine, 3.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy