(818 S. K. m. 355, 365, 366)
Hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar
Yanlar arasındaki uyuşmazlık 25.9.1995 günlü ahşap doğrama yapım sözleşmesinden kaynaklanmıştır.
Davacı iş sahibi, davalılar yüklenicidir.
İşin getirilen seviyesine göre davalılara fazla ödeme yapıldığını iddia eden davacı, 2000/72, 2001/371 ve 1999/510 sayılı davalarında fazla ödemelerin istirdadını istemiştir.
Kural olarak fazla ödemenin varlığını ispat, bunu iddia eden davacı iş sahibine düşer. 25.9.1995 günlü sözleşmede işlerin bedeli birim fiyatlara göre kararlaştırılmış, ödemenin nasıl yapılacağı da yine bu sözleşmede hüküm altına alınmıştır. Yine, kural olarak davacı iş sahibi tarafından yaptırılan tespit tarihine kadar gerçekleştirilen tüm işlerin davalılarca yapıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş; mevcut tespit dosyasındaki verilerden yararlanılarak, lüzumunda yeniden keşif yapılarak sözleşmedeki fiyatlarla davalıların yaptığı ve hakettiği bedeli bilirkişiye hesaplatmak, bundan davacının kanıtlaması zorunlu olan ödemeleri düşmek böylelikle davalıların hak edişini ortaya çıkarmaktan ibarettir. Kuşku yok ki, davacı, davalılardan sağladığı 600 milyon ve 1.250.000.000.- Lira bedelli senetlere dayanarak icra takibine giriştiğinden bu icra takipleri kesinleşmiş ise kesinleşen miktar kadarının da davacı iş sahibinin alacağından düşülmesi gerekir. Fazla ödeme olup olmadığım, yukarıdan beri sayılan yöntemlere uygun hesaplamayan bilirkişi raporuna bağlı kalınarak istemin değerlendirilmesi doğru değildir.
Diğer yandan, birleştirilmiş olsalar dahi her dava bağımsız olma özelliğini koruyacağından iş sahibinin açtığı her dava için ayrı ayrı hüküm kurulması, harç, yargılama ve avukatlık ücretinin her dava için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken ortada açılmış tek bir dava varmışçasına hüküm kurulması ve her dava için davacının alacaklı olduğu sonucuna ulaşılırsa, o davanın açıldığı tarihten geçerli faiz yürütülmesi gerekirken faizin sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihinden geçerli yürütülmesi de kabul şekline göre bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 10.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy