(2004 S. K. m. 67) (634 S. K. m. 35)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin davalı tarafın itirazı nedeniyle durması üzerine itirazın iptali, icra takibinin devamı istemiyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin ortağı olduğu firmanın davalı apartmanın kalorifer kazanını kömürlüğe çevirdiğini, icra takibine konu alacağın yapılan işin kalan bedeli olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, kazanı davacının takmadığını, davacının yaptığı bir iş bulunmadığını, davacının dava açma ve talepte bulunma hakkı olmadığını, 16.12.2003 tarihli delil dilekçesinde ise kazan ile ilgili sözleşmenin E Isı Sistemleri ile yapıldığını, Ümit'ın imzasının bulunduğunu, kazan değişimi ile ilgili kat maliklerince alınmış karar olmadığını, apartman adına senetleri imzalayanın Yönetim Kurulu Başkanı olmadığını bildirerek, aktif ve pasif husumet itirazında bulunmuştur. Açılan bir davanın sonuçlandırılmasında öncelikle davacı ve davalı tarafın husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi zorunludur. Bunun herhangi bir itiraz olmasa da, hakim tarafından resen yapılması gerekir. Somut olayda her iki tarafın husumet ehliyeti yönünden itiraz bulunduğu halde, bu konularda hiçbir araştırma yapılmadan davanın sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, taraf delilleri toplanarak, davacının bu davayı açma hakkının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinden, davacının dava açma hakkının olduğu belirlendiği takdirde, kat maliklerince kazanın kömürlüye çevrilmesi konusunda alınmış bir karar ve verilmiş bir yetki olup olmadığının, icra takibine dayanak yapılan belgeleri imzalayanın temsil ve belge imzalama yetkisi olup olmadığının her iki taraf yönünden belirlenmesinden husumet ehliyetinin varlığı tespit edildiği takdirde işin esası incelenerek karar verilmesinden, aksi takdirde husumet ehliyeti yönünden davanın reddedilmesinden ibarettir.
Husumet ehliyeti yönlerinden ve her iki taraf yönünden varlığı durumunda, davanın esası hakkında araştırma ve inceleme yapılmadan, deliller toplanmadan davanın kabul edilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı taraf yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı tarafın icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 19.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy