(818 S. K. m. 158/II)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldi. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi içinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi dışında verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Davalı kooperatif vekilinin temyiz dilekçesi davacıya 27.1.2004 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 9.2.2004 tarihli dilekçe ile temyize cevapla birlikte hükmü temyiz ettiğini bildirmiştir. HUMK.433/2 maddesi uyarınca karşı temyiz için 10 günlük yasal süre 6.2.2004 tarihinde sona erdiğinden davacının 9.2.2004 tarihinde vuku bulan temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında 11.4.2002 tarihinde akdedilen Düzenleme Şeklinde Tadilat Sözleşmesinin 5.maddesinde aynen "30.8.2002 tarihinde ( mücbir sebepler hariç ) A bloktaki asansör çalışacak, geçici iskan raporu alınacak, çatı izolasyonu yapılacak, önceki sözleşmedeki bütün şartlar yerine getirilecek, çevre düzenlemesi yapılacak, kalorifer yanacak vaziyette olacak, kat mülkiyetine geçilecek, inşaat görünümünden çıkarılacaktır. Aksi halde kooperatif, arsa sahiplerine 30.000.000.000 TL ( otuz milyar ) tazminat ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
Sözleşmede yer alan bu ceza seçimlik ceza olmayıp, ifaya eklenen ceza niteliğindedir. B.K.158/II. maddesine göre taraflar akdin muayyen ( belirli ) zamanda veya meşrut ( kararlaştırılan ) mahalde icra edilmemesi halinde tediye olunmak üzere ceza ödenmesini kararlaştırmışsa, ifaya eklenen cezai şart söz konusudur. Davacı vekili, davalının temyiz dilekçesine verdiği cevapta davalı taraf aleyhine eksiklikler yönünden ayrıca davalar açıldığını ve bu davaların lehlerine sonuçlandığını bildirdiğinden mahkemece cezanın ifaya ekli ceza olduğunun kabulü zorunludur. Davacının bağımsız bölümlerini tadilat sözleşmesinin 5.maddesinde öngörülen süreden önce teslim alıp üçüncü şahıslara kiraya verdiği dosya kapsamı delillerle sabittir. Davacı dairelerini teslim alırken ( ifayı kabul ederken ) ihtirazı kayıt ileri sürdüğünü ( cezai şart talep hakkını saklı tuttuğunu ) iddia ve ispat edemediğinden cezai şart isteme hakkı düşmüştür. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Kabul şekline göre de davalı yapı kooperatifinin tacir sıfatını taşımadığı gözetilerek B.K.161/son maddesi hükmüne göre cezanın tenkise tabi tutulması gerekip gerekmediği üzerinde durulmamış olması da bozma nedeni sayılmıştır.
Sonuç: Yukarıda ( 1. ) bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine, hükmün ( 2. ) bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 375 milyon TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 28.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy