(2709 S. K. m.13, 48) (4721 S. K. m.2)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, 2001/2862 sayılı kararname uyarınca fiyat farkı alacağının tahsiline ilişkindir. Dava dilekçesi ile fazla haklar saklı tutularak 2.000.000.000 lira, 10.03.203 tarihli ıslah dilekçesi ile de 16.018.000.000 lira olmak üzere toplam 18.018.000.000 liranın tahsili talep ve dava edilmiş, mahkemece dava kısmen kabul edilerek 11.148.710.000 lira alacağın tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında imzalanan 12.11.2000 tarihli sözleşme ile Safranbolu hizmet binası yapım işi 92.204.000.000 lira götürü ihale bedeli ve 20.000.000.000 lira değişken ihale bedeli olmak üzere toplam 112.204.000.000 lira ihale bedeliyle davacı şirkete verilmiştir. Sözleşmenin 7. maddesinde işin teslim tarihi 30.10.2001 olarak kararlaştırılmış, ancak taahhüt konusu iş vaktinden 4 ay önce bitirilerek 05.07.2001 onay tarihli geçici kabul tutanağı ile 26.06.2001 tarihinden itibar edilmek üzere geçici kabulü yapılmıştır. Geçici kabulden sonra işin kesin hesabı da çıkarılmıştır. 01.08.2001 onay tarihli kesin hakediş raporu davacı şirket tarafından aynen kabul edilerek itirazsız imzalanmıştır. Bu aşamadan sonra Bakanlar Kurulu'nun 2001/2862 sayılı fiyat farkı kararnamesi 18.08.2001 tarih ve 24497 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, davacı şirket 21.08.2001 tarihli dilekçesi ile süresi içinde davalı bankaya başvurarak anılan kararname esaslarına göre hazırladığı fiyat farklarının ödenmesini talep etmiş, davacının bu talebi davalı bankaca yerinde görülmeyerek 20.03.2002 tarihli cevabi yazı ile reddedilmiştir. 02.12.2002 tarihinde de eldeki dava açılmıştır.
Yanlar arasındaki sözleşmenin "sözleşme konusu işlerin bedeli" başlıklı 2. maddesinin sondan bir önceki paragrafında "Müteahhit ihaleye katılmadan önce arsa, proje, detay, mahal listesi, malzeme listesi, keşfi ve diğer şartları incelemiş, işyerini görmüş ve özelliklerini öğrenmiş olarak işe istekli çıktığından, bu sözleşme ve eklerinde tespit edilmemiş şartlar ileri sürterek fazla ödeme isteyemez", aynı sözleşmenin "Fiyat, Ücret ve Vergilerle Resimlerdeki Artışlar" başlıklı 20. maddesinde de "Müteahhit ihale tarihinden sonra, gerek esas gerekse uzatılmış süre içinde üstlendiği iş tamamlanıncaya kadar, malzeme fiyatları, resim, vergi, sosyal sigorta primleri, taşıma, demir, çimento, akaryakıt ve işçi ücretlerinin artması gibi nedenlerle, sözleşme ile tayin edilen bedelden fazla para ve süre uzatımı isteğinde bulunamaz. İhaleden evvel çıkmış veya sonradan çıkacak fiyat farkı kararnameleri bu sözleşmeye uygulanmayacak; hiçbir nam altında fiyat farkı ödenmeyecektir." şeklinde hükümler mevcuttur.
Türk Hukuk Sisteminde akit serbestisi ( = sözleşme özgürlüğü ) asıldır. Bu kural dayanağını Anayasanın 13 ve 48. maddelerinden alır. Kişinin temel haklarından olan sözleşme özgürlüğü Borçlar Hukukunun da ana kurallarındandır. Sözleşme Özgürlüğü ile kastedilen ise, tarafların yapacakları sözleşmelerinde içerik ve koşullarına diledikleri biçimde saptama serbest olmalarıdır.Kuşku yok ki, bu özgürlük de yasaların gösterdiği sınırlar içinde kullanılabilir. Eğer sözleşmede işin bedeli için bir fiyat şekli kararlaştırılmış ve bu fiyata başkaca fark verilmeyeceği hükme bağlanmışsa yüklenici eseri bu fiyatla yapmak zorundadır. Aksi takdirde sözleşmeden beklenen yarar dengesi bir taraf aleyhine bozulur. Sözleşmede böyle bir hüküm varken de tek taraflı olarak fiyat farkı istemek sözleşme özgürlüğü prensibine uygun düşmez ve Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüst davranma kavramıyla bağdaşmaz.
Kural yukarıda söylendiği gibi olmakla birlikte; Kamu Sektörüne Dahil İdarelerin İhalesi Yapılmış ve Yapılacak İşlerde İhale Usul ve Şekillerine göre fiyat farkı hesabında uygulayacakları esaslarda değişiklik yapılmasına ilişkin esasların yürürlüğe konulmasına dair 2001/2862 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 18.08.2001 günlü Resmi Gazetede Yayınlanmış, Kararnamenin 5. maddesinin 3. bendinde ise, "Geçici 17. maddesinin 1/a veya 2/b bentlerine göre uygulamayı seçen müteahhit veya taşeronların sözleşmelerinde bu Kararnamenin uygulanmayacağını yada fiyat farkları ödenmeyeceğini yılı içinde fiyat farkları için başka usul ve esaslara göre ödeneceğini ... belirten hükümler olsa dahi bu hükümlerin 1.3.2001- 31.12.2001 tarihleri arasında uygulanmayacağı" kararlaştırılmıştır.
Görülüyor ki taraflar arasındaki uyuşmazlık; sözleşme ile belirlenen iş bedeline rağmen, yüklenicinin 2001/2862 sayılı kararname fiyatlarından yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, konu 24.11.1986 tarih ve 1986/2- 2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da tartışılmış ve bu kararın sonuç bölümünde Bakanlar Kurulunca çıkarılan ve çıkartılacak Kararnamelere dayanılarak açılan davalarda, bu Kararnamelerin genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler açısından geçerli hukuki sonuçlar doğurabileceği, Kararnamelerin uygulama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ise, olayların özellikleri dikkate alınarak hakim tarafından saptanacağı sonucuna ulaşılmıştır. Demek ki İçtihadı Birleştirme Kararında ulaşılan sonuç uyarınca, Kararnamenin uygulanması mutlak değildir. Kararname uygulama koşullarının oluşup oluşmadığına olayların özelliğine bakarak hakim karar verecektir. Hakimin yararlanacağı yasal dayanak da İçtihadı Birleştirme Kararında Türk Medeni Kanununun 2. maddesi olarak gösterilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararında ortaya konan ilkeyi daha iyi anlayabilmek için bir örnek vermek gerekirse; Sözleşmesinde ifa için 1- 2 ay gibi ... kısa bir süre kararlaştırılmışsa, bu sürede fiyat artışlarından etkilenebileceği düşünülemeyeceğinden amacı yüklenicileri fiyat artışlarından korumak olan Kararnamede aksine hüküm olsa bile yüklenicinin fiyat farkı istemesi, dolayısıyla Kararname fiyat farklarını talep etmesi olayın özelliğine Türk Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüst davranma kuralına uygun düşmez. İşte içtihadı Birleştirme Kararında "Kararnamelerin uygulama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine olayın özelliklerine göre hakimin saptayacağına" ilişkin sonuç bölümünde kastedilen budur. Daha açığı, prensip olarak uygulanması gereken kararname hükümlerinden yüklenici her zaman istifade edemeyebilecektir. Kuşkusuz, yüklenicinin Kararname hükmünden yararlanamayacağı durum yukarıdaki örnekle de sınırlı tutulamaz. Bunun için her zaman olayın özelliğine ve yüklenici talebinin Medeni Kanunun 2. maddesinde ilke olarak benimsenen dürüst davranma kuralına uygun düşüp düşmediğine bakmak gerekir.
Şu halde mahkemece yapılması gereken iş; taraflardan yukardan beri yapılan açıklamalara uygun delillerini isteyip toplamak, bundan sonra gerek duyulursa yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak davacı isteminin somut olayın özelliğine göre Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüst davranma kavramı kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirmek, bu sonuca ulaşılırsa yüklenicinin kararname hükümlerince isteyebileceği fiyat farkını hesaplatıp hüküm altına almaktan ibarettir.
Tüm bu yönler göz ardı edilerek değinilen yönde bir incelemeye dayanmayan bilirkişi raporuna dayanılarak istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 10.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy