(926 S. K. m. 112)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava 2.413.940.000 TL. öğrenim gideri alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile yüklenme senedinde yer alan 279.599.000 TL.nın 4.8.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı hazineye ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş hüküm davacı hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı borçlu Bilal Türk Silahlı Kuvvetleri adına öğrenim görmek üzere askeri okula girmiştir.
K Birinci Noterliğinde 25.6.1996 tarih 8017 sayılı yüklenme senedi düzenlenmiş bu senedi Bilal borçlu, diğer davalı Kasım ise kefil olarak imzalamıştır.
Davalı borçlu Bilal öğrencilik dönemini bitirip astsubay olarak atanmış, bir süre görev yaptıktan sonra 4.8.2001 tarihinde Silahlı Kuvvetlerinde kalmasının uygun olmadığına karar verilmiş, 8.8.2001 günü ilişiği kesilmiştir. İlgiliye askerlik döneminde bir çok masraf yapılmıştır. Yüklenme senedi kapsamına göre borçlu bu giderlerin tamamını kefil ise kefalet limiti dahilinde belirlenen miktarı sarf tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödemekle yükümlüdürler. Ancak davacı idare faize esas tarihi 4.8.2001 olarak belirttiğinden HUMK.nun 74. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak faiz başlangıcının bu tarih olması gerekecektir. Mahkemece güncelleştirme yapılmamış gerçek sarf belgeleri getirtilmemiştir. Dosyada mevcut gider listesi tazminata esas maliyet broşürüne göre hesaplanmıştır. Asıl gerçek giderler ile işlemiş faiz miktarı hesaplanmadan yüklenme senedinde gösterilen rakama hükmedilmiştir. Bu bakımdan yerel mahkemenin kabulü isabetli olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davalı borçlunun, hizmet süresi de gözetilerek dosya üzerinden uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak alınacak rapor içeriği de değerlendirilerek sonucu dairesinde karar vermekten ibaret olmalıdır.
Bu nedenlerle belirtilen hususlar gözden uzak tutularak hüküm kurulması doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 26.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy