(2004 S. K. m. 277)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı-k.davalı Hüseyin vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili ile davalı-k.davacı T. ( TMSF )vekili, davalı E . Bankası vekili geldi. Diğer davalılar gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı 3. kişi Hüseyin tarafından açılan dava ipoteğin fekki, satış vaadi şerhinden sonra tesis edilen tüm takyidat ve mükellefiyetlerin kaldırılması ve davalı Erol adına olan tapu kaydının iptali ile adına hükmen tescili talebine ilişkindir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından açılan karşı davada ise dava konusu taşınmazın asıl davanın davacısı Hüseyin'e satışının vaadine ilişkin sözleşmenin 21.8.1996 tarihinde tapuya verilen şerhinin iptali talep olunmuştur.
İİK.nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için iptali istenen tasarrufun, borcun doğumundan sonra olması zorunludur. T.M.S.F. tarafından açılan iptal davasında borç kredi sözleşmelerinin düzenlendiği 6.3.1997 ve 24.3.1997 tarihlerinde doğmuş, iptale konu şerh işlemi ise borcun doğumundan önce 21.8.1996 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bu durumda karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddi yerine, tasarruf işleminin E. Bankasından kullanılan kredinin son ödeme tarihi olan 23.7.1998 tarihinde yapıldığının benimsenmesi suretiyle koşulları oluştuğundan bahisle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Asıl dava yönünden ise; borçlu Erol ile E. Bankası arasında imzalanan Yuva Kredisi borçlanma sözleşmesinin 15/b maddesinin alacaklı ve borçlu arasında ileriki yıllarda doğacak borçları kapsamayacağı sadece ipotekle teminat altına alınan borçla ilgili olduğu kabul edilmek ve satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tescil isteminin diğer koşullarının da oluşup oluşmadığı gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı-karşı davalı Hüseyin yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı-karşı davalı Hüseyin'e ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalıya geri verilmesine, 24.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy