(2709 S. K. m. 141) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemelerin her türlü kararlarının, gerekçeli ve açık olması T.C.Anayasası'nın 141. maddesi gereğidir. Mahkeme hükmünün gerekçesinde ve bir hükümde nelerin bulunması gerektiği HUMK.nun 388/III, IV ve V. fıkralarında gösterilmiştir. Bu hükme göre delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulmasının sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin kararda gösterilmesi, ayrıca hüküm sonucu ile varsa kanun yolları ve hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde kararda gösterilmesi zorunludur.
Değinilen hukuksal sebeplerle dava ve cevap dilekçesine veya rapor ve belgelere atıfta bulunularak hüküm kurulamayacağı gibi, kurulan hükümde tarafların hangi taleplerinin kabul veya ret edildiğinin hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde maddeler halinde belirtilmesi gereklidir. Çünkü taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi madde ve hukuki sebebe dayandırıldığını ve hüküm fıkrasıyla da hangi taleplerinin ve haklarının kabul veya ret edildiğini anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi ve hükmün infazı da bu şekilde mümkün olabilecektir. Somut olayda mahkemece verilen, 27.5.2003 tarihli karar bir gerekçe içermediği gibi, sadece "davacının davasının kabulüne" şeklinde bir ifade ile hüküm kurulmuş olup, ne miktar alacağa hükmedildiği ve diğer hususlar hüküm fıkrasında yer almamış olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 400,00'er YTL duruşma vekillik ücretinin karşılıklı olarak taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 13.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy