(2004 S. K. m. 50/1) (1086 S. K. m. 9, 10) (818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı 2092 ve 2095 parsel Malikleri Yön.Kurulu Başk. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili istemiyle davalı borçlu hakkında M. 1.İcra Müdürlüğünün 1998/39 ve 1998/40 sayılı dosyaları ile icra takibine geçmiş, davalı borçlu icra dairesine verdiği dilekçesinde M. İcra Müdürlüğünün yetkisinin bulunmadığını, yetkili icra dairesinin K. İcra Müdürlüğü olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, aynı zamanda borcun esasına da itiraz etmiş, davacı alacaklı K. Asliye Hukuk Mahkemesinde eldeki davayı açarak itirazın iptaline karar verilmesini istemiş, mahkemece işin esası incelenerek dava kısmen kabul edilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemece öncelikle takip dosyasındaki icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir(Yargıtay HGK.20.3.2002 tarihli 2001/13-241 Esas, 208 karar sayılı kararı ). Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması bu incelemenin yapılmasına etkili değildir. Kaldı ki itirazın iptali davasını tetkik görevi takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi sonucunda mahkeme kendisinin de yetkili olup olmadığını belirleyecektir. Diğer yandan itirazın iptali davasının görülebilmesi geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki davada öncelikle bu itiraz incelenerek sonuçlandırılmalıdır.
HUMK.nun yetki hükümleri ( HUMK.m.9-27 ), ilamsız icradaki yetki hakkında kıyasen uygulanır(İİK.m.50/1 ). Buna göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun ikametgahındaki icra dairesidir(HUMK.m.9 ). Bunun dışında sözleşmeden doğan alacaklarda akdin ifa edileceği yerdeki icra dairesi de özel olarak yetkilidir(HUMK.m.10 ). Ayrıca taraflar bir yetki sözleşmesi ile yetkili olmayan bir icra dairesini de belli bir icra takibi için yetkili kılabilirler(HUMK.m.22 ).
Somut olayda, davalı borçlunun ikametgahının K. olduğu anlaşılmaktadır. Davacı alacaklı tarafından düzenlenen fatura takip talepnamesi, dava dilekçesi gibi belgelerde davalı borçlunun ikametgah adresi Kuşadası olarak gösterilmiş, borçlunun ikametgahının bu yer olduğu davacı alacaklı tarafından da kabullenilmiştir. Sözleşme konusu arıtma tesisinin bakım ve onarımının yapıldığı site K'da bulunduğundan akdin ifa yeri de K'dır. Bu durumda yetkili icra dairesi davalının ikametgahının bulunduğu ve akdin ifa edildiği K İcra Müdürlüğü'dür. Taraflar arasında M. İcra Müdürlüğünü yetkili kıldıklarına dair yazılı olarak yapılmış bir yetki anlaşması da bulunmadığından davalı borçlunun M. İcra Müdürlüğü'nün yetkili olmadığına, yetkili icra dairesinin K. İcra Müdürlüğü olduğuna dair icra dairesine yapmış olduğu itirazı usul ve yasaya uygundur. O halde mahkemece, M. İcra Müdürlüğünün yetkili olmadığı ve ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, değinilen yönler göz ardı edilerek icra dairesinin yetkili olup olmadığı incelenmeden ortada geçerli bir takip varmışçasına işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması uygun görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 26.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy