(818 S. K. m. 42)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Kenan Köksal ile davalı vekili avukat Yücel Tırpan geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasında imzalanan 5.2.2002 tarihli sözleşmede işin konusu; ( kooperatife ait 200 dönümlük sahada fidanların dikimi, sulanması, destek kazıklarının montajı, gübrelenmesi ve bir yıl süre içinde kuruyanların yerine yenilerinin mevsiminde yeniden dikilmesi ) olarak belirlenmiştir. Davacı yüklenici, açtığı bu dava ile ödenmeyen iş bedelinin tahsilini istemiş, davalı ise cevabında fidanların büyük bir bölümünün kuruduğunu davacı tarafından sulama yapılmadığından sözleşme gereğinin yerine getirilmediğini savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı yanca temyiz edilmiştir.
Sözleşmedeki işin konusu ve kuruyan fidanların mevsiminde yeniden dikileceğine dair hükümler dikkate alındığında davacının 5.2.2003 tarihine kadar diktiği fidanların bakımını ve sulamasını yapmak ve kuruyanların yerine yenisini dikmekle yükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Dava bu süre sona ermeden açılmış ve keşif yapılana kadar da fidanların ne miktarının ve ne zaman kuruduğu hakkında bir ihtar ve tespite yer verilmemiştir. Dava açıldığı tarihte işin teslim zamanı dolmadığından davalının ihbar külfetinin yerine getirilmediğinden söz edilmesi mümkün değildir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda 2003 yılının aşırı kurak gitmesi nedeniyle fidanların bir kısmının kuruduğu açıklanmıştır. Davacının bakım ve dikim yükümlülüğü 2003 yılının Şubat ayının 5'ine kadar devam ettiğine göre meydana gelen zararın belirli bir bölümünden kendisinin sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Ancak bu zararın miktarı ve hangi dönemde oluştuğu kesin olarak saptanamadığı için mahkemece BK.nun 42 ve müteakip maddeleri uyarınca hakkaniyete uygun bir indirime gidilerek davacı alacağının saptanması gerekir.
Öte yandan sözleşmede temerrüt faiziyle ilgili kısım çizilmiş ve faiz istenemeyeceği yazılmış olduğundan faiz dava tarihinden itibaren istenebilirse de sözleşme süresi 5.2.2003'te sona erdiğinden ve alacağın bu tarihte muaccel olması gerekeceğinden hüküm altına alınacak alacak için faize 5.2.2003 tarihinden hükmedilmelidir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 27.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy