(818 S. K. m. 106/1, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı-k.davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Karşı davacı, davasında yüklenici karşı davalının yüklendiği edimini, sipariş formu kapsamında oluşan sözleşmede kararlaştırılan 1.3.2001 tarihinde ifa etmemesi sonucu; 2.4.2001 tarihine kadarki süre içinde iş yapamaması, gereksiz yere işçi ücreti ve sabit giderlerle ilgili yaptığı ödemeler sebebiyle maddi zarara uğradığını ileri sürerek ( 5.247.874.933 )TL. maddi tazminatın karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Yanlar arasında kapsamı uyuşmazlık konusu olmayan sözleşme, Borçlar Yasasının 355. maddesinde tanımlandığı üzere; hukuksal niteliğince bir "eser" sözleşmesidir. Eser, ( istisna )sözleşmesi, tam iki yanlı sözleşmelerden olup, iki taraf için hak doğurur ve borç yükler. Taraflardan birisi yüklendiği ediminin ifasında borçlu temerrüdüne düştüğü zaman, öteki taraf Borçlar Yasasının 106. maddesinde düzenlenen üç seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu kapsamda Borçlar Kanunu 106/1. maddesi gereğince; alacaklı, borç zamanaşımına uğrayıncaya kadar gecikmiş edimin ifasını ve gecikmeden doğan zararının giderilmesini isteyebilir.
Somut olayda da, karşı davacı, yüklenici karşı davalının sözleşme konusu kumaşları geç teslim etmesi sonucu gerçekleştiğini ileri sürdüğü gecikme tazminatının ödetilmesini istemiştir. Tazmini istenen zarar, olumlu zarar olup; alacaklının mal varlığının temerrüde düşülmeden borcun ifa edilmesi halinde arz edeceği durumla, gecikmeli ifa sonucunda arz ettiği durum arasındaki farkı ifade eder ve fiilen katlanmak zorunda kalınan zarar ile mahrum kalınan kazancı kapsar.
Ediminin ifasında direngen olan tarafın gecikme tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için, öncelikle, alacaklı tarafın zarara uğradığını inandırıcı ve ikna edici yasal delillerle kanıtlaması zorunludur. Çünkü, zararın gerçekleştiğini kanıtlamak, davacıya düşer. Zararın gerçek tutarını ise hakim tayin eder ( BK. madde 98, 42 ). Hukuksal durum bu olunca da; sözleşme konusu işle ilgisi belli olmayan beş adet fatura gerekçe gösterilerek, soyut ve dayanaksız açıklamalarla karşı davacının, işin teslimindeki gecikme sebebiyle zararının gerçekleşmiş olduğunu bildiren bilirkişi raporu dayanak alınarak mahkemece hüküm verilemez. Karşı davacı, maddi zararının gerçekleştiğini başkaca yasal delillerle kanıtlayamamıştır. O halde, karşı davanın da reddi yerine, mahkemece yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1. )bentte belirtilen nedenlerle davacı-karşı davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2. )bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalıya geri verilmesine, 24.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy