(2004 S. K. m. 277, 280/4)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava İİY.nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sonunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
İİY.nun 280/4. maddesi uyarınca kural olarak ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.
Somut olayda davacı alacaklı tarafından davalı borçlu A. Ticaret ve Sanayi A.Ş. hakkında 1.6.2001 düzenleme tarihli 25.000.000.000 TL bedelli bonoya dayanılarak icra takibi yapılmış, işlemiş faizle birlikte 36.027.000.000 TL istenmiş, takip kesinleşmekle haciz işlemi uygulanıp tutanak düzenlenmiştir. Yapılan araştırmada borçlu şirkete ait S.Köyü 929 parselde kayıtlı taşınmazın 7.7.2002 tarihinde 7.100.000.000 TL bedelle üçüncü kişi diğer davalı İ Pazarlama Mermer Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'ne devredildiği, üzerinde fabrika binası bulunan bu yerin arsa ve tesis bedelinin satış tarihi itibariyle 67.594.000.000 TL değerde bulunduğu, bu haliyle ticari işletmenin mühim bir kısmını teşkil ettiği anlaşılmıştır. Yapılan bu devirle ilgili davacı alacaklıya herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gibi yukarıda belirtilen şekilde gerekli ilanların da yapılmadığı belirlenmiştir. Bu durumda üçüncü kişinin borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği borçlunun da ızrar kastıyla hareket ettiği kabul edilmelidir. Bu bakımdan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenlerle yerel mahkemece açıklanan olgular ışığında konu değerlendirilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekirken reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 4.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy