(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava İİK. nun 67. maddesine dayalı olarak açılmış olup, takip borçlusu davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Davacının davalıya baskılar ve laminasyon hizmeti verdiği yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi, yapılan işin ödenmeyen geriye kalan miktarının 9.052.822.537 TL. olduğu hususunda da çekişme yoktur.
İcra takibi, az yukarıda belirtilen asıl alacak tutarı ile (4.523.931.043 TL) işlemiş temerrüt faizinin ödetilmesi istemiyle yapılmış olup, borçlu davalı takip tutarının tamamına yasal süresi içerisinde itirazda bulunmuştur.
BK.nun 101. maddesi hükmü gereğince borcun ödeneceği gün, alacaklı ve borçlu tarafından birlikte belirlenmemiş veya saklı tutulan bir hakka dayanarak iki taraftan birince yöntemine göre bir ihtarda bulunma yolu ile saptanmamış ise; istenebilir bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile direngen olur. Somut olayda BK.nun 101/2. maddesi uyarınca borcun ödenmesi için kesin vade belirlenmemiş olmasına göre, davacı alacaklı borçluya gönderip tebliğ ettirdiği alacağın ödetilmesi istemini içerir ihtarname varsa tebliğ tarihinden, ihtarname ile süre verilmişse sürenin dolduğu tarihten bu nitelikte bir ihtarname yoksa dava yahut icra takibinden sonra borçlu temerrüde düşürülmüş olacağından belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren temerrüt faizi isteyebilir. Bilirkişi raporundaki açıklamalar mahkemece gözetilip değerlendirilmediği gibi, borçlu davalının temerrüt faizine yönelik itirazları da mahkemece değerlendirilmemiştir. O halde mahkemece yukarıda açıklanan yasal koşullar çerçevesinde araştırma ve soruşturma yapılarak borçlu temerrüdünün gerçekleştiği tarihten itibaren davacı talebi de aşılmamak sureti ile temerrüt faizi tutarının belirlenerek hükmedilmesi gerekirken dava ve takip konusu temerrüt faizi tutarı hakkındaki davanın da aynen kabulü doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde red ve kabul olunan miktarların hüküm yerinde gösterilmemiş olması da HUMK. nun 388 ve 389. maddesi hükümlerine aykırı olduğundan bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy