(818 S. K. m. 101) (3095 S. K m. 1, 2) (6762 S. K. m. 23)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davada talep edilen miktara göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Mahkemece hükmedilen alacağa davacının talep konusu yaptığı faturaların tanzim tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Oysa muaccel hale gelen bir alacağa dava tarihinden önce faiz yürütülebilmesi için borçluya usulüne uygun bir ihtar gönderilerek temerrüde düşürülmesi gerekir (BK. madde 101). Dava konusu somut olayda dava tarihinden önce davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunmamakta olup temerrüt olgusu gerçekleşmemiştir. Mücerret fatura tanzimi davalıyı temerrüde düşürür nitelikte olmayıp ödeme talebini içermeyen fatura tarihi faiz başlangıcı olarak kabul edilemez. Bu itibarla 29.8.2003 dava tarihi yerine fatura tanzim tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bunun yanında davacı vekili dava dilekçesinde talep ettiği alacağa ticari faiz uygulanmasını istemiş, mahkemece ise reeskont faizi uygulanmasına karar verilmiştir. Öncelikle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da, talep edilen ticari faiz adlı bir faiz türü mevcut olmayıp anılan yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 1. maddesi ile, 1.1.2000 tarihinden itibaren Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse kanuni faiz olarak T.C. Merkez Bankasınca kısa vadeli kredi işlemlerinde uygulanan reeskont oranının uygulanacağı, 2/I. maddesinde ise temerrüt faizi olarak 1. maddede öngörülen faizin uygulanacağı, 2/II. maddesine göre de ticari işlerde ancak talep edildiği takdirde T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranının tatbik edilebileceği öngörülmüştür. Yasal düzenleme bu şekilde olmakla davacının talep ettiği faiz oranı netice itibariyle değişmemekle beraber 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değişik 1. maddesinde belirtilen TCMB.nın uyguladığı reeskont oranını ifade eden yasal faiz olacağından, hükmedilecek faizin nitelendirmesinin de buna göre karar altına alınması gerekmiştir.
Keza davalı idare harçtan muaf olduğu halde aleyhine harç tahsiline hükmedilmesi de yerinde görülmemiştir.
Anılan hususlar nedeniyle hükmün bozulması gerekirse de yapılan yanlışların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün aşağıda gösterilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent gereğince gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1.bendinin ikinci satırında yer alan faturaların tanzim tarihinden (06.06.2002) itibaren işleyecek reeskont kelime ve rakam dizisinin hükümden çıkartılarak yerine dava tarihinden (29.8.2003) itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 1. maddesine göre hesaplanacak yasal kelime ve rakam dizisinin yazılmasına, keza hükmün 2.bendinin tamamen çıkartılarak yerine Davalı harçtan muaf olmakla kendisinden harç tahsiline yer olmadığına, istek halinde peşin harcın davacıya iadesine cümlesinin yazılmasına ve ayrıca hükmün 4.bendinin ilk satırında yer alan ilk açılış gideri 193.500.000 TL kelime ve rakam dizisinin hükümden çıkartılmasına, HUMK.438/VII. maddesi gereğince hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 21.1.1982 Tarih 2588 sayılı Kanunla değiştirilen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13. maddesine eklenen (J) bendi gereğince davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 31.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy