(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yanlar arasında imzalanan sözleşmeyle arsa payı devri karşılığı inşaat yapımını yüklenen davacılar, davalı arsa sahiplerinin sözleşmenin ifası için gerekli yetkileri vermediklerini, ölen arsa sahiplerinin mirasçıları tarafından tapuda intikal yaptırılmadığı için belediyece inşaat ruhsatı alınamadığını ileri sürerek akdin feshini talep ve dava etmişlerdir.
Davaya karşı verilen cevapta; aynı konuda açılan davanın reddedilerek kesinleştiği, davacıya sözleşmeyle birlikte gerekli yetkileri havi vekaletname verildiği, imar durumu değiştiği için daha az bağımsız bölüm yapılabileceğinden ifadan kaçındığı belirtilerek reddi istenmiştir.
Mahkemece, imar durumunu bahane eden davacıların ifadan kaçınamayacağı, inşaat ruhsatının dahi alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu sözleşme 30.7.1998 tarihinde imzalanmış, yükleniciler tarafından açılan akdin feshi davası ise reddedilerek 22.12.2002'de kesinleşmiştir. Bu davada akdin feshi şartlarının oluşmadığı belirlenmiş ise de davadan sonra yükleniciler tarafından davalılara 4.4.2003 tarihli ihtarname çekilerek, akdin belediyenin değiştirdiği imar durumuna uygun hale getirilmesi, tapuda gerekli intikal işlemlerinin yapılması talep olunmuştur. Arsa sahiplerinden Zöhre Girgin'in dosyada mevcut veraset ilamına göre 22.2.1993 tarihinde yani sözleşmeden önce vefat ettiği ve halen tapuda intikal işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. İntikal işlemi yapılmadan belediyece inşaat ruhsatı verilememiştir. İnşaat ruhsatı alınmadan inşaata başlanması yükleniciden beklenemez. Öte yandan imar durumunun değiştiğini ileri süren davacıların dava konusu arsaya 40 yerine 32 daire yapılabileceği ve sözleşmenin uyarlanması talepleri haklı görülmese bile yanlarca sürdürülen olumsuz tutum ve aradan geçen uzun bir zaman dikkate alındığında, tarafların birbirlerine duydukları güven duygusunu yitirdikleri ve ortak kusurları sonucunda akdin ifasında değişen imar durumu da dikkate alındığında yarar kalmadığından akdin feshinin gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece akdin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle ve ilk davadan sonraki olumsuz tutumlar dikkate alınmadan davanın reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 7.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy