(2709 S. K. m. 13, 48) (4721 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 355)
Dava: Davacı Eroğlu İnş. ve Tic.Ltd.Şti. ile davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. arasındaki davadan dolayı Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.12.2002 gün ve 2002/241-801 sayılı hükmü onayan dairemizin 11.12.2003 gün ve 2003/1870-5946 sayılı ilamı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, 2001/2862 sayılı kararname uyarınca fiyat farkı alacağının tahsili istemiyle açılmış, mahkemenin kısmen kabul kararı Dairemizce oyçokluğuyla onanmıştır.
Yanlar arasında imzalanan 12.7.2000 tarihli sözleşmeye göre taahhüt edilen onarım ve dekorasyon işinin teslim süresi sözleşme tarihinden itibaren 5 ( beş ) aydır ( 12. md. ) Sözleşmenin 19. maddesinde "ihaleden evvel çıkmış veya sonradan çıkacak fiyat farkı kararnameleri bu sözleşmeye uygulanmayacak; hiçbir nam altında fiyat farkı ödenmeyecektir" denilmiştir.
Türk Hukuk Sisteminde akit serbestisi ( = sözleşme özgürlüğü ) asıldır. Bu kural dayanağını Anayasanın 13 ve 48 inci maddelerinden alır. Kişinin temel haklarından olan sözleşme özgürlüğü Borçlar Hukukunun da ana kurallarındandır. Sözleşme Özgürlüğü ile kastedilen ise, tarafların yapacakları sözleşmelerinde içerik ve koşullarını diledikleri biçimde saptamada serbest olmalarıdır. Kuşku yok ki, bu özgürlük de yasaların gösterdiği sınırlar içinde kullanılabilir. Eğer sözleşmede işin bedeli için bir fiyat şekli kararlaştırılmış ve bu fiyata başkaca fark verilmeyeceği hükme bağlanmışsa yüklenici eseri bu fiyatla yapmak zorundadır. Aksi takdirde sözleşmeden beklenen yarar dengesi bir taraf aleyhine bozulur. Sözleşmede böyle bir hüküm varken de tek taraflı olarak fiyat farkı istemek sözleşme özgürlüğü prensibine uygun düşmez ve Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüst davranma kavramıyla bağdaşmaz.
Kural yukarıda söylendiği gibi olmakla birlikte; Kamu Sektörüne Dahil İdarelerin İhalesi Yapılmış ve Yapılacak İşlerde İhale Usul ve Şekillerine göre fiyat farkı hesabında uygulayacakları esaslarda değişiklik yapılmasına ilişkin esasların yürürlüğe konulmasına dair 2001/2862 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 18.08.2001 günlü Resmi Gazetede yayınlanmış, kararnamenin 5. maddesinin 3 üncü bendinde ise, "Geçici 17. maddesinin 1/a veya 2/b bentlerine göre uygulamayı seçen müteahhit veya taşeronların sözleşmelerinde bu Kararnamenin uygulanmayacağını yada fiyat farkları ödenmeyeceğini veya yılı içinde fiyat farkları için başka usul ve esaslara göre ödeneceğini... belirten hükümler olsa dahi bu hükümlerin 1.3.2001-31.12.2001 tarihleri arasında uygulanmayacağı" kararlaştırılmıştır.
Görülüyor ki, taraflar arasındaki uyuşmazlık; sözleşme ile belirlenen iş bedeline rağmen, yüklenicinin 2001/2862 sayılı kararname fiyatlarından yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, konu 24.11.1986 tarih ve 1986/2-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da tartışılmış ve bu kararın sonuç bölümünde Bakanlar Kurulunca çıkartılan ve çıkartılacak Kararnamelere dayanılarak açılan davalarda, bu Kararnamelerin genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve mahalli idareler açısından geçerli hukuki sonuçlar doğurabileceği, Kararnamelerin uygulama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ise, olayların özellikleri dikkate alınarak hakim tarafından saptanacağı sonucuna ulaşılmıştır. Demek ki, İçtihadı Birleştirme Kararında ulaşılan sonuç uyarınca, Kararnamenin uygulanması mutlak değildir. Kararname uygulama koşullarının oluşup oluşmadığına olayların özelliğine bakarak hakim karar verecektir. Hakimin yararlanacağı yasal dayanak da İçtihadı Birleştirme Kararında Türk Medeni Kanununun 2. maddesi olarak gösterilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararında ortaya konan ilkeyi daha iyi anlayabilmek için bir örnek vermek gerekirse; Sözleşmesinde ifa için 1-2 ay gibi... kısa bir süre kararlaştırılmışsa, bu sürede yüklenicinin fiyat artışlarından etkilenebileceği düşünülemeyeceğinden amacı yüklenicileri fiyat artışlarından korumak oları Kararnamede aksine hüküm olsa bile yüklenicinin fiyat farkı istemesi, dolayısıyla Kararname fiyat farklarını talep etmesi olayın özelliğine, Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüst davranma kuralına uygun düşmez. İşte, İçtihadı Birleştirme Kararında "Kararnamelerin uygulama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine olayın özelliklerine göre Hakimin saptayacağına" ilişkin sonuç bölümünde kastedilen budur. Daha açığı, prensip olarak uygulanması gereken kararname hükümlerinden yüklenici her zaman istifade edemeyebilecektir. Kuşkusuz, yüklenicinin Kararname hükmünden yararlanamayacağı durum yukarıdaki örnekle de sınırlı tutulamaz. Bunun için her zaman olayın özelliğine ve yüklenici talebinin Medeni Kanununun 2. maddesinde ilke olarak benimsenen dürüst davranma kuralına uygun düşüp düşmediğine bakmak gerekir.
Şu halde mahkemece yapılması gereken iş; taraflardan yukardan beri yapılan açıklamalara uygun delillerini isteyip toplamak, bundan sonra gerek duyulursa yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak davacı isteminin somut olayın özelliğine göre Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüst davranma kavramı kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirmek, bu sonuca ulaşılırsa yüklenicinin kararname hükümlerince isteyebileceği fiyat farkını hesaplatıp hüküm altına almaktan ibarettir.
Tüm bu yönler gözardı edilerek değinilen yönde bir incelemeye dayanmayan bilirkişi raporuna dayanılarak istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekirken Dairemizce onanmış olduğu bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 11.12.2003 gün ve 2003/1870 Esas, 2004/5946 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği tashihi karar ve temyiz peşin harcının istek halinde tashihi karar isteyen davalıya geri verilmesine, 16.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy