(818 S. K. m.355, 366)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davacılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Mustafa Balaban ve İdris Fidan ile davalı vekili avukat Yaşar Akşin geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edildikten sonra gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle birleşen davada diğer davacıların isimleri yazılmamış ise de mahkemesince düzeltilebileceğine göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı arsa sahipleri yapılan binanın zemin katında yükleniciye bırakılan 3 adet dairenin dubleks hale getirilmesi sebebiyle tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bu dairelerin dubleks yapılacağına dair sözleşmede bir hükme yer verilmemiştir. İnşaatta, sözleşmeye göre otopark olarak kullanılması gereken ortak alanın bir kısmının zemin kat dairelerine eklenerek bu bölümlerin dubleks hale getirildiği anlaşılmaktadır. Dairelerden biri için tadilat projesi mevcut ise de diğer dairelerdeki dubleks eklentilerinin yasal olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Davacı arsa sahipleri, dublekslerin yasal hale getirilmesi mümkün olduğu takdirde, bu dairelerin sözleşmeye uygun yapılması halindeki durumuyla dubleksli ( fiili ) vaziyetleri arasında oluşan farkın %50'sini talep edebileceklerdir. İki adet dubleks yasal hale getirilemiyor ise bu iki daire ile ilgili talep reddedilmeli, davacıların sözkonusu bu yerleri projeye uygun hale getirilmesi talebinde haklı oldukları kabul edilmelidir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan ve dava konusu dairelerde oluşan değer farkının dava tarihindeki rayiç değerleri yerine maliyet değerleri esas alınarak sonuca varılması doğru olmamıştır. Öte yandan dava tarihlerinden önce temerrüt oluşmadığı halde faizin 7.12.2002'den başlatılması da yerinde görülmemiş kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı cevabında inşaatta normal sıva yerine alçılı sıva kullandığını böylece fazla imalat yapıldığını belirtmiştir. Takas mahsup niteliğindeki bu talep incelenip böyle bir ( sözleşme dışı ) alacağı varsa davacı alacağından mahsup olunmalıdır.
Bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması yasa ve sözleşmeye aykırı bulunmuş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden taraflar, 3. bent uyarınca da davalı yararına BOZULMASINA, 400'er milyon lira duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak vekil ile temsil olunan, taraflara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 13.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy