(2004 S. K. m. 278)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı İ. H. B. vekili tarafından istenmiş. olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat S. G. ile davalı İ. B. vekili avukat A. T. ve K. P. geldiler. Davalı M. B. gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davaya konu olan tasarruf işlemi 31 parseldeki binanın 10/118 arsa paylı 5 nolu bağımsız bölümünün 1/2 hissesinin satışına ilişkin olup, tasarrufun bu hisse üzerinden iptaline karar verildiğinin anlaşılmış bulunmasına göre davacı 3. kişinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davacı alacaklı vekili borçlu M. M. tarafından davalı 3. kişiye yapılan 22.4.2003 günlü satışa ilişkin tasarrufun İİK.nun 278/2. maddesi uyarınca iptale tabi olduğunu ileri sürerek söz konusu tasarrufun iptalini istemiş, mahkemece 1/2 borçlu payının tapuda gösterilen bedeliyle bilirkişi incelemesiyle saptanan gerçek bedel (76 milyar lira) arasında fahiş fark bulunduğu kabul edilerek İİK.nun 278/2. maddesi uyarınca tasarrufun iptaline karar verilmiştir.
Davalı 3. kişi cevabında dairenin 10 milyar bedelle alınmadığını, dava konusu daireye karşılık olarak tapuda gösterilen bedel dışında borçluya 37.750 USD doları-25 milyar TL. ödendiğini, bu ödemeler nazara alındığında satış bedeli ile gerçek bedel arasında fark bulunmadığını ileri sürmüş, tapuda işlem yapılan 22.4.2003 tarihli banka cevabi yazıları ile talimat yazısı ve dekontunu delil olarak dosyaya ibraz ederek ilgili banka şubelerinden bu hususun araştırılmasını istemiştir. Tapuda yapılan işlem tarihinde borçluya banka aracılığıyla ayrıca ödeme yapıldığının kanıtlanması halinde bu miktarın da satış bedeli olarak kabul edilmesi zorunludur. Bu itibarla, mahkemece davalı 3. kişi tarafından delil olarak dayanılan banka kayıtlan ilgili banka şubelerinden celp edilerek satış tarihinde borçluya akit tablosunda yazılı bedel dışında ayrıca ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, ödeme yapılmış ise tüm ödeme tutarına göre gerçek bedel ile arada fahiş fark bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken haricen yapılan ödeme savunması üzerinde durulmayarak, salt tapuda gösterilen bedelle gerçek bedel arasında fahiş farklılık bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı 3. kişinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince hükmün temyiz eden davalı 3. kişi yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı 3. kişiye ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı İbrahim' e geri verilmesine, 17.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy