(1086 S. K. m.45/1, 354)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Osman Kanbur geldi. Davalılar avukatı gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi, içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karar bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmasına göre davalıların tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı yüklenici inşaatta yapılan bağımsız bölümlerden kendisine isabet edecek olanlarının tapularının iptali ve adına tescilini, müspet, menfi ve munzam zararlarının davalıdan tahsilini istemiş, bilahare verdiği dilekçe ile munzam zarar ile ilgili talebini atiye bırakmış, menfi zararından ise vazgeçmiştir. Müspet zararla ilgili davasını sürdürmüş, ve bu konuda mahkemeye verdiği ıslah dilekçesi ile talep ettiği 25.695.000.000 TL'nin harcını yatırmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda inşaatta sözleşme dışı 3 adet dairenin yapıldığı, bunlardan ikisinin arsa sahipleri, birisinin de yüklenici tarafından satıldığı anlaşılmaktadır. Fazladan inşa olunan 3. daire "yani arsa sahiplerince satılan" dairenin bedelinin davacıya ödendiği savunulmuş olmasına rağmen davacı ödemeyi kabul etmemiş, davalılar da usulünce ispatlayamamışlardır. Bu nedenle mahkemece ödemeyi ispatla yükümlü olan arsa sahiplerinin davacıya bu konuda yemin teklifine hakları olduğu hatırlatılıp ödeme ispatlanamadığı takdirde 25 milyar TL'nin de davalılardan tahsiline karar verilmelidir. Mahkemece istemden vazgeçildiği ve dava olmadığından bahisle bu talebin reddedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan aynı inşaattaki 7, 10, 12 ve 13 nolu dairelerin davacıya ait olduğu uyuşmazlık konusu olmadığı ve bu dairelerin maliklerinin davada taraf oldukları gözetilmeden tapu iptal ve tescil davasının reddedilmesi de doğru değildir. Bu nedenlerle taraflar arasında açıldığı anlaşılan Ankara Asliye 19. Hukuk Mahkemesine ait 2000/650 esas sayılı davadaki taleplerin bu dosyadaki taleplerle örtüşme ihtimali ve birbirini etkileyecek olması nedeniyle HUMK'nın 45/1. maddesi gereğince her iki davanın birleştirilerek sonuca varılması gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 03.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy