(2004 S. K. m. 277, 278/II, 283/2) (4721 S. K. m. 1023, 1024)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK.nun 277 vd. maddelerine göre tasarrufun iptali istemi ile açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının davalı Perihan'a ilişkin temyiz itirazlarının reddine,
2-Diğer davalılara ilişkin temyize gelince;
Tasarrufun iptali davasını açabilecek olanlar İİK.nun 277. maddesinde sayılmıştır. Bu davaların haklı olup olmadığının araştırılabilmesi için, borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olması gerekir. Borcun doğum tarihi tasarruf tarihinden sonra ise, diğer yönler araştırılmaksızın davanın bu şartın yokluğu nedeniyle reddedilmesi, bu şartların varlığı halinde işin esasının incelenmesi, gerekli araştırmaların yapılması gerekir. İİK.nun 278/II. maddesinin 2.bendinde "akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler" bağışlama olarak kabul edilmiştir. Bu kural borçludan mal satın alan kişiler yönünden geçerlidir. Borçludan mal satın alan kişiden mal satın alanlar yani borçlu ile doğrudan işlemde bulunmayanlar yönünden aşırı bedel farkı tek başına kötüniyet için yeterli değildir. Bu kişilerin kötüniyetli sayılmaları için kanunda sayılan diğer hallerin gerçekleşmesi veya bu kişilerin kötüniyetli olduklarının davacı alacaklı tarafından ispatlanması zorunludur. Borçludan mal satın alan kişinin, satın aldığı malı iyiniyetli bir kişiye satması durumunda sorumluluğu da İİK.nun 283/II. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda borcun doğum tarihi icra takibine dayanak yapılan bononun tanzim tarihi olan 29.8.2001'dir. Borçlu Süleyman tarafından Mehmet'e satış 10.9.2001 tarihinde yapılmıştır. Bu durumda borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olduğu tartışmasızdır. Mehmet tarafından Perihan'a yapılan satış ise 19.10.2001 tarihlidir. Perihan'ın kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispatlanamadığından, bu davalı yönünden davanın reddedilmesi doğru olmuştur. Ancak borçlu Süleyman tarafından taşınmaz tapuda 3.750.000.000 lira bedelle Mehmet'e satıldığından bilirkişiler tarafından satış tarihindeki gerçek bedel 11.985.000.000 lira olarak belirlendiğinden, tapuda yazılı bedel dışında başka bedel ödendiği de yazılı geçerli bir belge ile ispat edilemediğinden bedel farkı nedeniyle İİK.nun 278.maddesi uyarınca bu tasarruf iptale tabidir. Süleyman ve Mehmet yönlerinden davanın yazılı şekilde reddi doğru olmamıştır. Mehmet taşınmazı elden çıkardığından İİK.nun 283/II.maddesine göre bedelle sorumludur. Mahkemece yapılacak iş, bilirkişiler 19.10.2001 tarihi itibariyle 12.500.000.000 lira değer belirlemişlerse de, davalı Mehmet 18.6.2002 tarihli cevap dilekçesinde taşınmazı 16.500.000.000 liraya sattığını beyan ettiğinden, icra takibine konu olan alacak ve ferileri toplamı 16.500.000.000 liranın altında ise, alacak ve ferileri toplamının, alacak ve ferileri toplamı 16.500.000.000 liranın üzerinde ise 16.500.000.000 liranın Mehmet'den tahsil edilip, davacı alacaklıya ödenmesine, davalı Perihan yönünden davanın reddine karar verilmesinden ibarettir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın 2.bent uyarınca davacı yararına , davalılar Süleyman ve Mehmet aleyhine BOZULMASINA, davacının Perihan yönünden temyiz itirazlarının 1.bent uyarınca reddine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 16.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy