(818 S. K. m. 369, 370)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili ile davalı vekili geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı yükleniciler akdin arsa sahibince haksız feshedildiğini ileri sürerek yapılan imalât bedelinden şimdilik 300 milyar TL.nin tahsilini talep etmişlerdir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu dayanak yapılarak akdin arsa sahibince haksız feshedildiğinin kabulü ile inşaat bedeli olarak saptanan miktardan ( fazla haklar saklı kalmak üzere )300 milyar TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalının akdi feshettiğine dair beyanının davacılara ulaştığı ve davacıların da feshi kabul ederek bedel istemeleri karşısında akdin feshinde tarafların iradelerinin birleştiğinin kabulü gerekir. Mahkemece akdin feshinde arsa sahibinin kusurlu olduğu kabul edilmekte ise de 10.9.1998 tarihli tadil sözleşmesinde inşaatın süresi 8.6.1998 tarihinden itibaren 36 ay olarak belirlenmiş ve bu süre içerisinde inşaatın %62 seviyelerine getirilebildiği anlaşılmıştır. Yükleniciler bu tarihe kadar arsa sahibinden tapu devri talebinde bulunmamışlardır. Öte yandan dosyada mevcut 24.12.1999 tarihli ruhsatın 31.12.1997 tarihinde alınan ilk inşaat ruhsatına nazaran inşaatta ne gibi değişikliklere yol açtığı ve süreyi ne şekilde etkilediği de açıklanmamıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı davalı yanca ileri sürülen itirazlar üzerinde durulmamış, ek rapor dahi alınmamıştır. Öte yandan iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde asıl olan edimlerin aynen ifa edilmesidir. Arsa sahibinin borcu sözleşmeyi gerçekleştirmekten ibarettir. İnşaatın seviyesi akdin ileriye etkili feshini haklı kılacak derecede değil ise de ( 25.1.1984 gün 3/1 İBK )davalı arsa sahibi borcunun tapu devredilmesi suretiyle ifasını kabul ettiğinden alacaklı durumunda bulunan yükleniciler, yapılan imalât için bedel değil, sözleşmedeki paylaşım oranında kendilerine isabet edecek bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptâl ve adlarına tescilini isteyebilirler. Arsa sahibi sözleşmedeki borcunu bu şekilde ifa etmeyi kabul ettiği sürece davacıların imalât bedelini TL cinsinden talep etmeleri sözleşmeye aykırılık teşkil eder.
Bu açıklamaların ışığı altında mahkemece yapılacak iş; inşaatın seviyesinin yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetiyle saptanması, işin seviyesine göre davacılara isabet edecek bağımsız bölümlerin miktarı ve tapu paylarının belirlenmesi ve istem sözleşmeden doğan alacağın tahsiline ilişkin olduğundan davanın tapu iptal ve tescil talebini de içerdiği benimsenerek tazminat davasının tapu devri suretiyle sonuçlandırılması, akdin feshinde hangi tarafın kusurlu olduğunun belirlenmesi yönünden ise tadilat ruhsatının süreye etkisi ve ek sözleşme hükümleri dikkate alınarak sonuca varılmasından ibaret iken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle, hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 9.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy