(4077 S. K. m. 3) (YHGK 26.02.2003 T. 2003/15-127 E. 2003/102 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, eser sözleşmesinden dolayı uğrandığı iddia olunan zararların tazminine ilişkindir.
Davacı, 2002 Aralık ayından beri aracını tamir edilmesi için birçok kez davalının iş yerine götürdüğünü, aracının tamiri tam olarak yapılmadığı gibi, kendisinden gereksiz ve fazladan ücret alındığını ileri sürerek, ödediği 585 milyon TL. nın iadesiyle 130 milyon TL. maddi, 500 milyon TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davacının istemlerinde haksız olduğunu savunarak davanın reddi talep etmiştir. Mahkemece, davacının davasının sabit olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın bu haliyle eser sözleşmesinden kaynaklandığı açıktır. Eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların ise Tüketici Mahkemeleri'nde çözülüp karar bağlanması mümkün değildir. Zira, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/e maddesinde tüketici; bir mal ve hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamaya göre yasa, hazır bir malı ya da hizmeti satın alarak onu günlük yaşamında kullanan veya tüketen kişiyi korumaktadır. Bir başka deyimle yasada, dar kapsamlı mal ve hizmet ilişkileri, olağan tüketim işleri kapsama alınmıştır. Bunun aksine bir yorum tarzı, üst düzey teknoloji ile gerçekleştirilen eser sözleşmesi ilişkilerinin dahi yasa kapsamında kabul edilmesini ve bu tür uyuşmazlıkların da Tüketici Mahkemeleri'nde çözüme kavuşturulmasını gerektirir ki, bu yasanın amacına aykırıdır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.2.2003 gün ve 2003/15-127 E., 2003/102 K. sayılı kararında da, eser sözleşmesinden doğan ilişkilerde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanmasının hukuken olanaklı olmadığı belirtilmiştir.
Yukarıda anılan nedenlerle, mahkemenin görevsizlik kararı verip, dosyanın istek halinde görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi gerekirken, işin esasına girip davayı reddetmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 08.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy