(657 S. K. m. 225) (818 S. K. m. 101, 104, 161) (2547 S. K. m. 33 )
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Emine Oktay ile davalılar vekili avukat Hatice Kaynak geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava öğrenim gideri alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali takibin devamı istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda icra takibinin iptaline takibin devamına karar verilmiş hüküm davalı tarafça temyiz olunmuştur.
Davalılardan Osman Koyuncu, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mühendislik Fakültesinde araştırma görevlisi kadrosunda iken 2547 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca Bilgisayar Donanımı Anabilim dalında lisansüstü eğitim yapmak amacıyla ABD'ne gönderilmiştir. Yükümlünün, görevlendirme işlemi 25.3.1993 tarihinde bir yıl süreli olarak belirlenmiş, Ankara 7.Noterliğinde 27.8.1993 tarih 29987 sayılı taahhüt ve kefalet senedi düzenlenmiştir. Bu senedi davalı Osman borçlu, diğer davalılar ise müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır.
Yüklenme senedinde öğrenim süresi ve sonrasında gerekli koşullar belirlenmiş, taahhüdün ihlal edilmesi halinde yapılan tüm giderlerin her biri için ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz vesair vergi ve kanuni ödemelerle birlikte iki katı olarak ödeneceği kabul ve taahhüt edilmiştir.
Davalı borçlu Osman Koyuncu yurtdışında öğrenimine başlamış, öğrenim süresi 30.12.2000 tarihine kadar uzatılmıştır. Davalı bundan sonra görev süresinin uzatılması talebinde bulunmamıştır. Davacı idarece kendisine 23.7.2002 tarih 2773 sayılı yazı gönderilerek görev süresinin tekrar uzatılabilmesi için gerekli evrakların on gün içerisinde gönderilmesi istenmiş, ancak yanıt verilmediğinden 29.8.2002 günü kurumla ilişiği kesilmiştir. Davalı yükümlü bu eylemi ile taahhüdü ihlal etmiştir. Kendisine ilişiğinin kesildiği tarihe kadar 108.461.76 ABD Doları masraf yapılmıştır. Yapılan giderlere sarf tarihlerinden itibaren ilişik kesme gününe kadar toplam 74.457.90 ABD Doları faiz doğmuştur. Taahhüt senedinde yapılan giderlerin iki kat olarak ödeneceği kabul edildiğinden toplam borç miktarı 291.381.42 ABD Doları olmaktadır.
Ancak değiştirilen ve 5.8.1996 tarihinde yürürlüğe giren 657 sayılı Yasa'nın ek 34. maddesinde fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masraflar aynı döviz cins ve miktarı üzerinden borçlandırılır hükmü getirilmiştir. Davalı yükümlülüğünü yerine getirmediğinden taahhütname vermemiş olsaydı 657 sayılı Yasa'nın 225. maddesince borcunu %50 fazlasıyla ödeyecekti. Oysa taahhütnamede yabancı para borcu üzerinden ve iki misli cezai şart öngörülmüştür. Kurumca tek yanlı hazırlanmış ve genel işlem şartı niteliğinde konulan bu orandaki cezai şartın fahiş olduğu ortadadır. Bu bakımdan somut olayda 108.461.76 ABD doları asıl alacağa 2 katı yani bir misli daha 108.461.76 ABD doları cezai şart tatbiki ve buna göre hesap yapılması isabetli olmamıştır. BK.nun 161/son maddesi hükmü uyarınca dosya kapsamına olayın özelliğine hakkaniyete uygun bir indirim yapılıp ceza belirlenip sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Diğer yandan Urla İcra Müdürlüğünün 2003/251 esas sayılı dosyasında işlemiş faizle birlikte toplam 291.381.42 ABD doları takip konusu bedel için 29.8.2002 tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olup yerel mahkemece de itirazın iptali ve takibin devamı yönünde hüküm kurulmakla faize faiz yürütülmüş BK.nun 104/son maddesine aykırı davranılmıştır. Bu husus da bozma nedeni sayılmıştır.
İstenebilir hale gelen bir alacağa icra takibinden önce faiz uygulanabilmesi için borçluya usulüne uygun ihtarname gönderilip direnime düşürülmesi gerekir. Takip konusu 291.381.42 ABD dolarının 108.461.76 ABD dolarlık kısmı cezai şarta ilişkindir. Cezai şartın ödenmesi için borçlulara icra takibinden önce gönderilmiş ihtarname bulunmamaktadır. O halde olayda temerrüt olgusu oluşmamıştır. İcra takip tarihi temerrüdün başlangıcı kabul edilip faiz yürütülmesi gerekmektedir. Cezai şarta da ilişik kesme tarihinden itibaren faiz uygulanması doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş 108.461.76 ABD doları masraflar, 74.457.90 ABD doları işlemiş faiz, BK.nun 161/son maddesi de gözetilerek belirlenecek cezai şart toplamı yönünden itirazın iptaline takibin devamına, 108.461.76 ABD doları asıl alacak için 29.8.2002 ilişik kesme tarihinden itibaren döviz faizi, mahkemece takdir edilecek cezai şart için icra takip tarihinden itibaren döviz faizi tatbikinden ibaret olmalıdır.
Açıklanan olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı sebeplerle kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil edilen davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 23.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy