(818 S. K. m. 101, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalının sözleşme yapıldığını kabul ettiği Zeynel A. davacı şirketin yetkilisi olup namına verilen 17.10.2002 tarihli ve 22025 nolu vekaletnameye dayanarak davanın açılmasına göre davalının husumete ve sair hususlara ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava Borçlar Yasasının 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan iş bedeli alacak istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davada yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafça temyiz olunmuştur.
Eser sözleşmesi karşılıklı edimleri içeren bir iş görme aktidir. Yüklenicinin edimi eser meydana getirerek teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise, bedel (ücret) ödemektir.
Yanlar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme yoktur. Ancak davacı ve davalı taraf arasında akdi ilişkinin varlığı dosya kapsamı ile sabit olmuştur.
Somut olayda davacı yüklenici davalıya ait dairenin bir kısım inşaat işlerinin yapımını üstlenmiş imalat önemli oranda gerçekleşmiştir. Uyuşmazlık ödemeler, ayıplı imalat ve işin tekrar başkalarına yaptırıldığına ilişkin konularda toplanmaktadır.
Davalı iş sahibi savunmasında işin ayıplı yapıldığını ve bedelinin ödendiğini ileri sürmüş temyiz dilekçesine eklediği banka dekontları ile davacı şirket müdürü Zeynel A.'a ödemeler yapıldığını, Şerafettin Ç. adlı şahıstan olan alacağın da nakil suretiyle davacıya intikal ettirildiğini keza işin başkalarına yaptırıldığını belirtmiş ancak buna ilişkin belgeler de dahil gerekli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Dava konusu işe ait imalat ve ödemeler konusu her türlü kuşkudan uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Anılan konularda yeterli incelemenin yapılmaması isabetli olmamış bozma nedeni sayılmıştır.
3-İstenebilir bir hale gelen bir alacağa dava tarihinden önce faiz yürütülebilmesi için borçlunun BY.101.maddesi uyarınca usulüne uygun ihtarname gönderilip temerrüde düşülmesi gerekir. Somut olayda davalı borçlu iş sahibine ihtarname gönderip temerrüde düşürmediği halde dava tarihi yerine 1.12.2000 gününden itibaren faiz tatbiki de doğru olmamıştır.
Açıklanan olgular gözden uzak tutularak yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.ve 3.bent uyarınca kabulü ile kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy