(1086 S. K. m. 74, 455) (818 S. K. m. 41) (Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi m. 39)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili duruşma istemiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı Nimet geldi davalı Belediye vekili gelmedi. Davalı vekili Osman ın göndermiş olduğu mazeret dilekçesi okunarak mazereti kabul edilmedi. Davacının temyiz dilekçesinin süresi dışında, davalının temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilip gelmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, alacak ve maddi, manevi tazminat istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacılar vekilinin düzelterek onama ister dilekçesi süresinde verilmediği gibi, harçlandırılıp temyiz defterine de kaydının yaptırılmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
Davalı tarafın temyiz itirazlarına gelince;
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık uygulanacak birim fiyat pozu ile fiyat farklarına ilişkindir. Sözleşmenin 2.maddesine göre BİGŞ. Sözleşmesinin eki olarak kabul edilmiştir. Davacı yüklenici ara hakedişleri ihtirazi kayıt koymadan imzaladığı için, BİGŞ.nin 39.maddesi uyarınca ara hakedişler kesinleşmiştir. Davacı taraf bu nedenle farklı poz uygulanmasını ve fiyat farkı ödenmesini isteyemez. Bu konulara ilişkin isteklerin reddi gerekir. Ancak davacı tarafça yapılan işlerden ara hakedişlere metraj olarak girmeyen miktar varsa davacı tarafça bu miktarın bedeli istenebilir. Davacı tarafın böyle bir iddiası varsa, gerektiğinde yerinde keşif yapılarak değerlendirilmesi, bilirkişilerden alınacak raporla miktarının ve bedelinin belirlenmesi böylece sonuca varılması gerekir.
3-Davacı taraf hakedişten ödenmeyen 13.800.000.000 liranın da tahsilini istemiş, bu istek mahkemece kabul edilmiştir. Davacı tarafça verilen temyize cevap dilekçesinde kabul edildiği gibi bu bedel 20.5.1999 tarihinden itibaren davanın devamı sırasında davacı tarafa ödenmiştir. Bu husus dikkate alınmadan ödenen bedelin yeniden tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
4-Davacı taraf dava dilekçesinde nakliye bedeli olarak istekte bulunmamış, bu konudaki haklarını saklı tutmuştur. Karara dayanak yapılan 2.4.2002 tarihli bilirkişi raporunda kum-çakıl ve çimento nakli dolayısıyla bedel hesaplanarak alacak miktarı bulunmuştur. Mahkemece nakliye bedelleri yönünden de davanın kabul edilmesi HUMK.nun 74.maddesine aykırılık oluşturmuştur.
5-Davacı tarafça 1.000.000.000 lira manevi tazminat isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece verilen 18.6.2002 tarihli kısa kararda bu isteğin 600.000.000 liralık kısmının kabulüne karar verilmiş, gerekçeli kararda ise bu konuda hüküm kurulmamıştır. Davacı tarafın 18.12.2002 tarihli tavzih isteği kabul edilerek, 7.1.2003 tarihli tavzih kararı ile 600.000.000 lira manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki farklılık bozma nedeni olup, bu farklılığın tavzih yoluyla giderilmesi mümkün değildir. Mahkemece verilen tavzih kararı ile manevi tazminatın karar altına alınması da hatalı olmuştur. Ayrıca manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gözden kaçırılarak, bu isteğin kısmen kabulüne karar verilmesi de bozma nedenidir.
Kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekli görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle davacı tarafın temyiz isteminin reddine, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bentler uyarınca kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı taraf duruşmada vekille temsil olunmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy