(818 S. K. m. 18, 97, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, inşaatın projeye uygun hale getirilmesi ve eksikliklerin tamamlanması için nama ifaya izin verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
HUMK. da terditli dava açılabileceğine dair bir hüküm bulunmamakla birlikte Yargıtay içtihatları ile uygulamada terditli dava açılabileceği kabul edilmektedir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde hem sözleşmenin feshi hem de ifası anlamına gelen nama ifaya izin verilmesi, eksikliklerin ve projeye aykırılıkların giderilmesi gibi birbirleriyle çelişen terditli istemlerde bulunmuştur. HUMK.76.maddesine göre dayanılan maddi vakıaların bildirilmesi taraflara, hukuki nitelendirmeyi ise hakim yapacaktır. Birbiriyle çelişen isteklerin varlığı halinde tarafların vasıflandırmalarına bağlı olmayarak hukuki nitelendirmeyi hakim yapacaktır. (BK. m. 18)
Somut olayda 1. ve 2. bilirkişi raporlarına göre inşaatta projeye aykırılıklar olduğu, eksiklikler bulunduğu ve inşaatın %90 seviyesinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar vekilince dava dilekçesinde akdin feshi istenilmekle birlikte eksikliklerin ve projeye aykırılıkların giderilmesi ve nama ifaya izin de istenilmiş olması ve temyiz dilekçesindeki eksik işlerin yapımına karar verilmiş olsa idi müvekkilinin ve yükleniciden daire ve dükkan satın alanların hukuklarının korunmuş olacağına dair beyanları karşısında asıl amacın sözleşmenin feshi değil, inşaatın tamamlanması olduğu ve davanın bu şekilde yorumlanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davada, inşaatın projeye uygun hale getirilmesi, eksikliklerin tamamlatılması, tamamlanmasının imkansız olması halinde davacılar tarafından yapılacak masrafların davalıya yükletilmesi de istenilmiştir. Hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan bu talep BK. nun 97.maddesi uyarınca nama ifaya izin verilmesi istemi demektir.
1. ve 2. bilirkişi raporlarından 2 nolu dükkan ve sığınağın projeye ve tadilat projesine uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu aykırılıkların giderilip giderilmeyeceği, proje tadilatı suretiyle yasal hale getirilip getirilmeyeceği de araştırılmamıştır.
Yanlar arasında düzenlenen sözleşmeye göre kaba inşaatın bitiminde yükleniciye bırakılan 4 daire ve 4 dükkanın tapularının devredileceği öngörülmüş ve yüklenicinin ihtarına rağmen devir işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmış ise de; az yukarıda açıklandığı gibi inşaatta projeye aykırılıklar bulunduğu, cevabi ihtarname ile arsa sahipleri bu aykırılıkların giderilmesi halinde edimlerini ifaya hazır olduklarını bildirdikleri, buna rağmen dava aşamasında dahi aykırılıkların giderilmediği anlaşıldığından yüklenicinin kendi edimini yerine getirmemiş olması nedeniyle arsa sahiplerinin edimlerini yerine getirmede temerrüde düştüklerinin kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda yüklenicinin temerrüdü sabit olduğundan mahkemece öncelikle yapılması gereken iş inşaatta tespit edilen proje ve tadilat projesine aykırılıkların yeniden bir tadilat projesi yapılmak veya projeye aykırı kısımlarda tadilat yapılarak giderilmesinin mümkün olup olmadığını ilgili belediyeden sormak ve bilirkişilerden ek rapor almak suretiyle tespit etmek, yasal hale getirilmesinin bina yıkılmaksızın mümkün olmaması halinde akdin feshi de istenmediği kabul edildiğinden şimdiki gibi davayı reddetmek olmalıdır. Tadilat projesi ile veya 2 nolu dükkan ile sığınakta yapılacak tadilatlarla inşaatın yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması halinde yeniden yapılacak tadilat projesi veya projeye aykırı kısımlardaki tadilatlar ile eksik işlerin tek tek belirlenerek ve hüküm fıkrasında da gösterilmek suretiyle bu işlerin masrafı davalı yükleniciye ait olmak üzere davacı arsa sahiplerince yapılmasına izin vermek olmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davanın tümden reddi doğru olmamış, hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 26.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy