(818 S. K. m. 126, 128, 132, 133, 135)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, yanlar arasında yapılan ve hukuksal niteliğince eser sözleşmesi sayılan 15.8.1993 günlü sözleşme ile bu sözleşmeye ek olarak düzenlenen 9.2.1996 tarihli "protokol" 30.6.1996 günlü "Ek Protokol ve İbraname" başlıklı protokollere dayalı olarak açılmış olup, davalıya yediemin olarak bırakılmış olan inşaat malzemelerinin aynen iadesine; bu olanaklı değilse (1.573.638.000) TL. bedelin tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davalı vekili Borçlar Yasasının 126/4. maddesi gereğince beş yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmesinden sonra açılan davanın bu sebeple reddi gerektiğini, aksi halde de davalıya, davacı tarafından inşaat malzemesi teslim olunmadığından davanın esasının da haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kararda yazılı inşaat malzemelerinin mevcut ise aynen; aksi halde ise (1.368.380.400) TL. bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine hüküm verilmiş ve bu hüküm davalı yanca temyiz edilmiştir.
Borçlar Yasasının 126/4. maddesi hükmü gereğince; yüklenicinin bile bile veya ağır kusuru ile sözleşmeyi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş, özellikle ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere, eser sözleşmesinden doğan bütün davalar, beş yıllık zamanaşımına bağlıdır. Davada da yanlar arasındaki "eser" sözleşmesinin uygulanması ile meydana getirilen eserin inşa olunduğu yerde ve davalı iş sahibi nezdinde bırakıldığı ileri sürülen "inşaat malzemelerinin" iadesi istenmekte olup, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı açıktır. Mülkiyete ve ayni hakka ilişkin davalarda dava zamanaşımı söz konusu olamaz ise de; az yukarıda açıklandığı üzere, uyuşmazlık taraflar arasındaki eser sözleşmesinin varlığı sırasında eserin imalinde kullanılan malzemeden doğmuş olduğundan, somut olayda özel hüküm niteliği itibariyle Borçlar Yasasının 126/4. maddesi gereğince (5) yıllık zamanaşımı uygulanır.
Ayrıca; yanlar arasında düzenlenen 30.6.1996 günlü protokolün 10. maddesi hükmünün "ACM' ye ait şantiyede bağlantı yaptığı malzemelerden Kooperatif yedinde kalan varsa aynen iade edilecektir veya bedeli ödenecektir" şeklindeki içeriğine göre, "ikrar edilmiş" bir borcu ve bu kapsamda malzemenin teslim alındığına ve iadesi gerektiğine yönelik davalı ikrarını yansıtan irade açıklaması niteliğinde olduğu kabul edilemez. O halde, Borçlar Yasasının 135/2. maddesi hükmü uyarınca, bir senede tanınmış borç olmadığından, somut olayda (10) yıllık zamanaşımı da uygulanamaz.
Davalı vekili, yasal süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Zamanaşımı, alacağın istenebilir olduğu zamandan başlar (BK. madde 128). Dosya kapsamındaki "iş bitirme" belgesinde, yapımı yüklenilen işin geçici kabulünün 31.12.1995 tarihinde yapıldığı yazılıdır. Geçici kabul, yapımı yüklenilen eserin, yüklenici tarafından iş sahibine teslimini ifade eder. Eserin teslim tarihi, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihidir. Taraflarca düzenlenen 30.6.1996 tarihli protokolden de eserin davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Dava ise, 11.1.2002 tarihinde açılmıştır. Alacağın istenebilir olduğu 31.12.1995 tarihi ile dava tarihi arasında (5) yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiştir. Somut olayda, Borçlar Yasasının 132. maddesinde sayılan ve zamanaşımını durduran haller gerçekleşmediği gibi, aynı Yasanın 133. maddesinde gösterilen ve zamanaşımını kesen sebepler de yoktur. Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar, zamanaşımını kesmediğinden Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 1998/343 esas ve 2000/401 karar sayılı aynı niteliğindeki hükmü de, zamanaşımını kesen mahkeme hükmü niteliğinde değildir.
Açıklanan tüm bu sebeplerle davanın, (5) yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olmasından sonra açılmış olduğundan reddine karar verilmesi gerekirken; mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 8.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy