(818 S. K. m. 355) (6762 S. K. m. 86)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat A.G. ile davalı vekili avukat C.Ü. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı yüklenici, imal edip davalının işyerine monte ettiği kombilerin bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, davalı cevabında davacı ile akdi ilişkilerinin bulunmadığını savunmuş mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Eser sözleşmelerinde akdi ilişkiyi ve işin yapılıp teslim edildiğini ispat yükü davacıya aittir. Davaya dayanak yapılan 2.6.1997 tarihli sözleşmedeki imzanın davalı kooperatif yetkililerine ait olmadığı anlaşıldığı gibi, kooperatifin lehtar gösterilerek davacıya ciro edilen çeklerdeki (ciro imzalarının) dahi sahteliği ispatlanmıştır. Bu haliyle taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunduğuna dair (yazılı bir) belgeden söz edilemez.
Öte yandan davalı kooperatif bu konuda başka bir şirketle anlaşmaları bulunduğunu savunarak kooperatifin yüklenicisi olan E. Ltd. Şti ile kombi ile ilgili olarak imzaladıkları 2.6.1997 tarihli sözleşmeyi ibraz etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davacının alacaklı gözüktüğü davalının ise defter ibrazından kaçındığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa akdi ilişki ispatlanamadığı gibi, davalı yapı kooperatifi olup defter tutması gereken tacir olarak kabul edilse bile Türk Ticaret Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca davacının defterlerindeki kayıtların aksi isbat edilmiş sayılmalıdır. Zira davacının ticari defterlerindeki kayıtlar imzasının sahteliği sabit olan sözleşme ve çeklere dayalıdır. Bu durumda davacının akdi ilişkinin varlığını ispatladığı kabul edilemez. Ancak dava dilekçesindeki açıklamalardan yemin deliline de dayandığının kabulü gerektiğinden davacının davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılıp sonucuna göre karar verilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle davanın kabulü doğru olmamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 30.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy