(818 S. K. m. 158, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili avukat Ertan A. ile davalı vekili avukat Cevat B. geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava 28.9.1993 tarihli kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı arsa sahipleri, açtıkları davalarında inşaatın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle cezai şartın ödetilmesini talep etmişler, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm, davalı yüklenicinin ise aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Yanlarca imzalanan sözleşmeye göre; davacılara ait arsalara 36'şar adet iki blokta toplam 72 daire yapılması şartı ile 21 dairenin arsa sahiplerine verilmesi öngörülmüştür. Oysa bloklardan birinde fiilen 36 daire yapılmasına rağmen 6 dairenin inşaat ruhsatına aykırı (kaçak) olduğu anlaşılmıştır. Kural olarak kaçak yapının yıkımı gerektiğinden paylaşımda nazara alınamayacağı ortadadır. Bu nedenle mahkemece öncelikle taraflara kaçak 6 dairenin bulunduğu 6 ncı katın yasal hale getirilmesi için uygun bir mehil verilmesi ve yasal hale getirildiğinde davacıların 21 daireye hak kazacaklarının kabul edilmesi, aksi takdirde bu dairelerin yıkımı gerektiğinden paylaşımın imara uygun inşaata göre yani toplam 66 daireden arsa sahiplerine düşecek daire adedi esas alınarak ve satılan daireler de gözönünde bulundurularak kalan daireler için cezai şarta hükmedilmesi gerekirken 21 adet daire üzerinden davanın kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan sözleşmede her bir ayın sonunda cezai şart alacağına faiz uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığı halde faizin temerrüt tarihi yerine ay sonlarından başlatılması da yasaya uygun düşmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacıların tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı kooperatif yararına BOZULMASINA,400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınıp vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 04.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy