(818 S. K. m. 101, 355) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik işler bedelinin tahsili istemine, karşı dava ise ödenmeyen bakiye iş ve malzeme bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasında imzalanan 10.9.2000 tarihli sözleşme ile davalı yükleniciler davacıya ait villanın dekorasyon işini onaylanan dekorasyon projesi çerçevesinde çağdaş mimariye uygun olarak yapmayı üstlenmişlerdir. Sözleşmeye göre işin süresi 90 gün olup 31.12.2000 tarihinde tamamen bitirilip teslim edileceği kararlaştırılmıştır. İş sahibinin 10.12.2001 tarihinde yaptırdığı tespitte işin tamamlanmadığı, eksiklikler bulunduğu saptanmış yüklenicilerin edimini tam olarak yerine getirmediği belirlenmiştir. Davacı iş sahibi eksiklikleri tespit ettirdikten sonra makul bir bekleme süresini müteakip bu davayı açması gerekirken 15.4.2002 tarihinde açtığı bu davada dava tarihine kadar beklemekle eksikliklerin giderilmesi için gereken bedelin artışına sebebiyet verdiğinden 2002 yılı fiyatlarıyla noksan iş bedelini isteyemez ise de, mahkemece bilirkişi kurulundan eksik işlerin tespit tarihindeki değeri konusunda ek rapor alınarak asıl davada bu miktara hükmedilmesi gerekirken sözleşme süresi bir tarafa bırakılarak bilirkişi kurulunun sözleşme ve teklif tarihlerine göre saptadıkları değere itibar edilmek suretiyle eksik iş bedeline hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3- HUMK'nun 74. maddesi gereğince hakim Türk Medeni Kanunu ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup ondan fazlasına ve başka bir şeye hüküm veremez. Somut olayda dava, tespit dilekçesi ve raporuna dayanılarak açılmış olup cam, tuğla, banyo dolabı, ebeveyn gardırobu ve laminat parkedeki ayıpların giderilmesi bedeli talep ve dava edilmediği halde talep aşılmak suretiyle bunların bedeline hükmedilmesi de HUMK. nun 74. maddesine aykırı olmuştur.
Öte yandan eser ilişkisinden doğan alacaklarda temerrüt faizine hükmedilebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp borçlunun BK'nun 101. maddesi uyarınca usulünce temerrüde düşürülmesi gerekir. Eldeki davada, tespit dilekçesi ve raporu temerrüt ihtarı niteliğinde olmadığı gibi, davalıları temerrüde düşürecek yöntemine uygun bir ihtarın keşide edilip tebliğ edildiği de ileri sürülüp kanıtlanmadığından, asıl davada kabul edilen alacağa dava tarihi yerine tespit tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi de doğru olmamıştır.
Kararın belirtilen nedenlerle taraflar yararına bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davacı-karşı davalı, 3. bent uyarınca davalı-karşı davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 01.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy