(818 S. K. m. 410) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde Davalı İdare'ye ait lojmanın çatısının onarım projesine uygun olarak yapılıp teslim edilmesine rağmen karşı tarafın, çatının teras çatıya dönüştürülmesini istemesi üzerine işin bu şekilde ikinci defa yapılıp 1.1.2000 tarihinde teslim edildiği ancak, ikinci imalat bedelinin ödenmediği iddia edilerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutulup 26.910.000.000 TL'nin tahsili talep edilmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı İdareye ait lojman binasının çatısının yapılması işinin davalıya sözleşme ile verildiği, 2.8.1999 günü geçici kabulün yapıldığı, 17.11.1999 günü çıkan lodosta çatının hasar gördüğü, bunun üzerine davacının teras çatı imalatı yaptığı, 18.11.1999 tarihli Davalı İdare elamanlarınca tutulan tutanak, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık yüklenicinin ikinci defa teras çatı olarak imal etmiş olduğu çatı bedelinin talep edilip edilemeyeceği hususundadır. Çatı imalatı için yapılan sözleşmeye göre işin imal edilerek davalıya teslim edildiği ve bedelinin de ödendiği çekişmesizdir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir sözleşmedir. Yüklenicinin edimi eser meydana getirmek, iş sahibinin karşı edimi ise, kendisine teslim edilen edime bedel ödemektir. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserde belli niteliklerin bulunmasını arzu eder. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan teslim edilecek eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özelliği taşıması gerekir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu ortaya çıkar. Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya var olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. İş sahibi yararına yapılan eser sözleşmesi ile sonuçta ortaya çıkan eser iş sahibinin amacını karşılamalıdır. Eğer eser iş sahibinin amaçladığı hizmeti vermiyor ise kural olarak ayıplı olduğu kabul edilir.
Ayıp ya sözleşmede üzerinde anlaşılan bazı vasıfların fiilen meydana getirilen eserde görülmemesi veya eserde var olması mutlaka zorunlu fakat, tarafların sözleşmede açıkça belirtmedikleri lüzumlu bir vasıf eksikliği şeklinde kendini gösterir. Eser iş sahibinin verdiği malzeme ile yapılmakta ve mevcut malzemenin kullanılması halinde eser ayıplı olarak ortaya çıkacaksa ya da eserin sözleşmeye uygun yapılması halinde eser ayıplı şekilde meydana gelecekse, durumun derhal iş sahibine bildirilmesi gerekir. Böyle bir bildirim yapılmamış veya bildirime rağmen işe devam edilmesi iş sahibi tarafından istenilmiş ise, yüklenici ayıptan sorumlu olmaz.
Temyize konu edilen olayda davacının sözleşme gereğince yapmış olduğu çatı çıkan lodos sonucu kullanılamaz hale geldiğinden yüklenicinin ayıplı imalatta bulunduğu, kendisini bu ayıp nedeniyle sorumluluktan kurtaran nedenlerin de olayda var olmadığı anlaşılmaktadır. O halde burada davacının talep edebileceği miktar, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının imal edip bedelini tahsil etmiş olduğu çatı bedeli ile daha sonra imal edip davalıya teslim etmiş bulunduğu teras çatı bedeli arasında bir fark var ise bu fark kadardır. Bu nedenle mahkemece ikinci defa imal edilen çatı bedelinin tamamına hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabul şekline göre de, davacı taraf vekaletsiz iş görme (BK.md.410 vd.) hükümlerine göre talepte bulunduğu halde işin yapıldığı yıl (1999 yılı) piyasa rayiçleri yerine 2002 yılı fiyatlarına göre alacak hesabı yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru değildir. Ayrıca dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarına en yüksek banka iskonto faizi talebinde bulunulmuş, mahkemece de bu şekilde hüküm kurulmuştur. Eser sözleşmesine dayanılarak yapılan işler ticari nitelikte sayıldığından alacağın reeskont faizi ile birlikte tahsili talep edilebilir. Ne var ki, kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin 3095 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair yasanın yürürlüğe girdiği 1.1.2000 tarihinden sonra reeskont faizinin yerini anılan yasanın 2/2 maddesi uyarınca kısa vadeli avans faizi almış ve reeskont faizi de yasal faiz olarak kalmıştır. Mahkemece bu yasal düzenleme karşısında hüküm altına alınan alacak miktarına avans faizi yürütülmesi yerine banka iskonto faizi uygulanması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı kararın davalı yararına BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.12.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy