(818 S. K. m. 161/son) (2547 S. K. Geç. m. 47)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, öğrenim giderlerinin tahsili istemi ile açılmış, mahkemece davanın konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Mehmet Aslantaş nükleer fizik dalında davacı üniversite adına ve hesabına lisansüstü öğrenim yapmak üzere Amerika Birleşik Devletlerine gönderilmiş, verilen süre uzatımlarına rağmen başarılı olamadığından Türkiye'ye dönmüş, 25.10.1996 tarihinde davacı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümündeki görevine başlamıştır. Davalı Mehmet Aslantaş tarafından verilen 3.1.1994 tarihli taahhüt senedi ile diğer davalılar tarafından verilen kefaletname nedeniyle bu dava açılmıştır. Davalı Mehmet Aslantaş taahhüt senedinde, göreceği öğrenimde başarılı olamadığı takdirde kendisi için yapılan giderleri ödeme tarihlerinden itibaren tahakkuk ettirilecek faizleriyle birlikte ödemeyi kabul etmiştir. Davanın devamı sırasında 4584 sayılı kanun 22.6.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş, bu kanunla 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa eklenen geçici 47. madde ve davacı vekilinin 29.5.2001 tarihli oturumdaki beyanı gerekçe gösterilerek, davanın konusu kalmadığı sonucuna varıldığından, hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Yüksek Öğretim Kanununa 4584 sayılı kanunla eklenen geçici 47. maddede, yurt dışındaki öğrenim nedeniyle yapılan giderlerin af edildiğine veya tahsil edilmeyeceğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Danıştay Birinci Dairesinin 6.2.2002 gün 2001/170 E. 2002/18 K. sayılı istişari görüşü ile Maliye Bakanlığının yazılarından da bu giderlerin tahsilinin zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı vekilinin 29.5.2001 tarihli oturumdaki beyanın altında imza olmadığı gibi, bu beyan kesin nitelikte de değildir.
Yüksek Öğretim Kanununa 4584 sayılı Kanunla eklenen geçici 47. madde yanlış yorumlanarak ve davacı vekilinin 29.5.2001 tarihli oturumdaki imzasız ve kesin nitelikte olmayan beyanı dikkate alınarak, yazılı şekilde karar oluşturulması doğru olmamıştır. Yapılacak iş, alınan bilirkişi raporları ile davalıların taahhütname ve kefaletnameleri değerlendirilerek BK.nun 161/son maddesine göre cezai şartın, hakkaniyete uygun biçimde tenkisi düşünülerek davalıların sorumlu oldukları miktarların belirlenmesinden ve sonucuna göre karar oluşturulmasından ibarettir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 8.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy